Barış ve Edebiyat

Barış ve Edebiyat
  • 24.02.2016
Reklam

“Barış çağında ışır orak ve saban,
Kardeşçe paylaşan bir yeryüzü için.”
Tibullus

Barış, insanların birbiriyle anlaşmazlığa düştüğü ilk günden beri insanoğlunun yaşamında varolan bir kavram ve kişiler, topluluklar ya da toplumlar arası huzurlu, hoşgörülü, sorunsuz bir yaşam ortamının yaratılmasının adıdır. Barış kavramı bütün zamanlarda siyaset bilimcilerinin, sosyoloğların, filozofların kendi alanlarında işlediği bir konu olduğu gibi sanatçıların da sembollerle ve betimlemelerle anlattığı bir konu olmuştur.

Tarih öncesine dönüp yazının yaratıcısı sayılan Sümerlerin kil tabletlerini incelediğimizde, barış kavramının yarı tanrı Gılgamiş ve Enketu ile özdeşleştiriler betimlendiğini görürüz. Antik Yunan sanatçıları ise barışı çocuk Plutos’u kucağında taşıyan Eirene’nin heykeliyle anlatmaya çalışmışlar. Romalı sanatçılar barışı Pax Romana’ya (Pacis Augustae) adlı sunakla sembolize edmişler. Hindistanlı sanatçılar da barışı tanrıça Şiva ve Krişna’nın yüreğindeki özlemle, Çinliler Konfiçyüs’ün özdeyişleriyle, tek tanrılı din uluları ise barışın tanrının sıfatlarından biri olduğu öğretisiyle sembolize etmişler. Son yüzyıllarda ise barışın sembolleri ak güvercin ve zeytin dalıdır.
Barış kavramı sanatçılar tarafından betimleme ve sembollerle anlatılırken aynı zamanda da yöneticiler tarafından bu kavramın bir koruma süreci yaşamıştır. İlk çağlarda erki elinde tutan topluluk önderleri ve feodal beylerin korumasında olan barış, devletleşme sürecinde ne yazıkki onu ençok tehdit eden krallar, hükümdarlar ve imparatorlar tarafından korunmuştur. Bu durum zamanın güçlü kral ve imparatorların güçsüzleşmeye başladığı onuncu yüzyıl sonlarına kadar böyle devam etmiştir. XI.yy’ın başlarından itibaren ise çoğu kral ve imparator toplumsal barışı koruyamaz duruma gelince koruma görevini bu kez de halk adına kurulan meclisler ve senetolar yürütmüşlerdir. Fakat bu kurumların ömrü de uzun sürmeyince bu görevi Roma kilisesi üslenerek,“Romalılar ne pahasına olursa olsun tanrıları korudukları taktirde, tanrılar da Romalıları korur” savıyla ortaçağda toplumsal barışın koruyucusu olmuştur. Yapısı gereği kilise bu koruma sürecine de, “Tanrıların Barışı” adını vermiştir. Fakat kilisenin ortaçağ boyunca sürdürdüğü bu baskıcı barışı koruma sürecinde de özellikle Romalıların birbirini boğazlaması durmak bilmediği için rönesans dönemi başlamıştır. Başlayan rönesans döneminde ise yeniden oluşturulan senato ve kent meclisleri barışı koruma görevini yeniden üstlenmişlerdir. Bu durum da Fransız ihtilaline kadar süre gelmişse de, ihtilalden sonra cumhuriyet yönetimleri ve yöneticileri barışın asıl koruyucusu olmuşlardır. Günümüzde ise barış ülke yönetim sistemleri ve Birleşmiş Milletler’in koruması altındadır.
Yukarıda tarihçesine değinmeye çalıştığım barış, aynı zamanda yaşamı savunmanın diğer adıdır. Edebiyatla yolu da işte burada kesişir. Fakat edebiyat yaşamı barış kadar direkt savunma yerine dolaylı yollardan savunur. Bunun için de anlatım metodundaki karşıtlıkları betimlemeden yararlanır. Edebiyat kuramcısı George Lukas’ın dediği gibi, “olabilirlikler” üzerine kurgulanan edebi metinleri yazan yazarlar öykülemede de karşıtlıklardan yararlanarak savaşı konu edinerek yaşam için barışın ne kadar önemli olduğunu vurgularlar. Onlar için betimlemelerde kullandıkları her savaş ayrıntısı insanları barışı savunmaya daha da yaklaştırır. Çünkü savaşın o kırıp dökücü, incitici, ayrıştırıcı, yok edici ve parçalayıcı özelliklerinin betimlenmesi okuyucunun ruhsal durumunu daha kolay etkileyebilmektedir. Savaşı konu edinerek barışı savunan ilk edebi metin örneği İlyada ve Odessa sayılmaktadır. Homeros bu yapıtında özellikle savaşın yaraladığı Truvali kadınların çığlıklarını duyurmaya çalışarak barışın gerekliliğini vurgulamaktadır. Antik Yunan tiyatro oyunlarında da barış anlatılırken hep bir kavga ya da savaştan yola çıkıldığını görürüz. Daha geç çağlarda ise modern romanın atası sayılan Donkişot’ta da Sevantes bir insanın yeldeğirmenleriyle kavgasını anlatırken, aslında insanın kendisiyle barışık yaşamasını konu edinir. Yine aynı çağda yaşayan Dante’nin İlahi Komedyası da bu amaçla yazılmıştır. İngiliz Tiyatrosu’nun yaratıcısı Şekspir’in Kral Lir ve diğer birçok oyununda da durum farklı değildir. Fransız İhtilali’nden sonraki karanlık dönemi konu edinen Charle Dikins’in İki Şehrin Hikayesi adlı romanı da, 18.yüz yıldaki Fransız- Rus savaşlarını konu edinen Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı romanları da edebiyatın karşıtlıklardan yararlanma kuralıyla yazılmış yaşam için barışı savunan yapıtlardır.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda 62 milyon insanın çlümü, bir o kadarının da yaralanıp sakatlanması savaşların en çirkin yüzününün aynasıdır. İşte bu aynaya bakan Freud gibi bilim insaları Savaş ve Ölüm Günleri Üzerine Düşünceler’ini yazarken, o dönemin tanığı olan Ford Maddox, Geçit Töreninin Sonu, Hemingway, Silahlara Veda, Erich Marie Remarque de Bati Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı romanlarında savaşların tüm kötülüklerini ayrıntılarıyla betimleyerek barışın savunucusu oldular. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise onlara İlya Ehrenburg o meşhur üçlemesi Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga adlı romanlarıyla, Hermann Wouk, Savaş Rüzgarları, Savaşın Soluğu, Savaş Ve Anılar’ıyla, Ewelyn Waugh, Onur Kılıcı adlı üçlemesiyle, Norman Mailer, Çıplak Ve Ölü’süyle, James Jones, İnsanlar Yaşadıkça’sıyla, Alexey Tolstoy, İki Kız Kardeş adlı yapıtıyla, Solohov, Durgun Don’uyla, Konstantin Simanov, Askerler hiç Doğmadılar’ıyla, Stratis Mirivilis, Savaştan Korkuyorum’uyla birinci grubun sürdürümcüsü oldular. Daha sonra onlara Anne Frank, Mitça Gripçeva, Gandhi, Kafka, Sartre, Henrich Böll, Günter Grass, Victor Hugo, Walter Scott, Erckmann ve Chatrian de savaşların çeşitli boyutunu anlatan yapıtlarıyla katılarak barışın anlatıcısı ve savunucusu oldular.
Yukarıda adlarını andığım yazarlardan başka adını anamadığım yüzlerce yazar da bu konuda öykü ve romanlarıyla savaşı konu alarak barışı savunma yolunu seçmiştir. Yazarların yanında yüzlerce şair de şiirlerinde savaş konusunu işleyerek barışının savunucusu olmuştur. Bunların başında ise Berthol Brecht, yeryüzünün büyük oğulları olarak da anılan Neruda, Ritsos, Lorca, Aragon, Eluard, Rene Char ve Nazım Hikmet gelmektedir.
Dünya edebiyatında olduğu gibi bizim edebiyatçılarımız da bu konuda değerli yapıtlarıyla savaşların ülkemiz insanına çektirdiği acıları dile getirerek yaşam için barışın savunucusu olmuşlardır. Gazavatname ve Sulhiyelerden başka Kasrişirin anlaşmasını bir şiirinde konu edinen Katibi ve Karlofça anlaşmasından sonra (Şerbet-i sulh helal oldu, mey-i çenk haram) diyen Sabit ilk bilinenlerdir. Onlardan yüz yıllar sonra Tevfik Fikret, Tarih-i Kadim’inde insanlık tarihini savaş karşıtı bir görüşle yargılar. Balkan ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Halide Edip, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Falih Rıfkı Atay, Reşat Nuri Güntekin’in romanlarında, Memduh Şevket Esendal’ın öykülerinde savaş konusu işlenerek barış savunulmuşsa da, bu konuda en yetkin yapıtlar Kırk kuşağı diye adlandırdığımız toplumcu gerçekçi edebiyatçılarımız İlhami Bekir Tez, Nâzım Hikmet, Oktay Rifat, Asaf Halet Çelebi, Cahit Külebi, Salah Birsel, Necati Cumalı, Hasan İzzettin Dinamo, Enver Gökçe, A. Kadir, Arif Damar, Mehmed Kemal, Attila İlhan, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli, Cahit Irgat, Fethi Giray ve Ömer Faruk Toprak gibi yazar ve şairlerimiz tarafından da sık sık dile getirilmiştir. Burada adlarını anamadığım onlarca günümüz yazar ve şairimizi de bu kervana katmamız elbette mümkün. Barış ve edebiyat konulu bu yazımızı iki şiirle sonlarken, gelecek sayılarda başka konulardaki yazılarımızda buluşmak dileğiyle.

Etiketler: / /

İki ülkeyi birbirinden ayıran çizgi! Evlerin içinden bile geçiyor, tek şart ise…
İki ülkeyi birbirinden ayıran çizgi! Evlerin içinden bile geçiyor, tek şart ise… Fotolar: Alamy Ülkeleri birbirinden ayıran sınırlar kimi zaman...
DÖVİZLE ASKERLİK UZAKTAN EĞİTİMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
11 Aralık 2018 Basın AçıklamalarıBasın Bildirileri AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Milli Savunma Bakanlığı tarafından bugün hizmete açılan uzaktan...
Melisa Dülger Bulundu
Melisa Dülger Bulundu Geçtiğimiz gün kayıp haberi duyulduktan sonra Sosyal medya üzerinden herkesin bu paylaşımı dağıtarak bulunması için elinden geleni...
Hollanda’da kırmızı yelekliler eylem yapacak
Hollanda’da ‘sarı yelekliler’den sonra şimdi de ‘kırmızı yelekliler’ sokağa çıkmaya hazırlanıyor. “Kırmızı yelekliler” tarafından sosyal medyadan yapılan açıklamada, pazar günü...
Dövizli askerlikte uzaktan eğitim portalı erişime açıldı
Milli Savunma Bakanlığı, dövizle askerlik uygulaması kapsamında, uzaktan eğitimle ilgili internet sitesinin hizmete açıldığını duyurdu. Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden...
KAYIP ARANIYOR
KAYIP ARANIYOR Melisa Dülger (16) dün öğlenden sonra Rotterdam ın güney bölgesindeki yaşadığı evinin ordan ayrılmış ve kendisinden bir daha...
VakıfBank Kadın Voleybol Takımı 3. kez dünya şampiyonu
TÜRKİYE KADIN VOLEYBOL TAKIMI DÜNYA ŞAMPİYONU OLDU VakıfBank Kadın Voleybol Takımı, FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonası finalinde Brezilya ekibi Minas’ı 3-0...
ECB duyurdu: 500 Euro tedavülden kaldırılıyor
Dünyanın önemli para birimlerden Euro’nun 500’lük banknotu Avrupa Merkez Bankası Konseyi (ECB) tarafından alınan kararla tedavülden kaldırılıyor. Dünya piyasalarında 2002...
HOLLANDALI MİDESİNDE KOKAİNLE YAKALANDI
Atatürk Havalimanı’nda, Hollanda uyruklu uyuşturucu kuryesinin midesinde büyük miktarda kokain kapsülü çıktı. Atatürk Havalimanı’nda, Brezilya’dan gelen Hollanda uyruklu uyuşturucu kuryesi...
BELÇİKA’DA HÜKÜMET DÜŞTÜ
Belçika’da federal hükümeti düştü. Belçika’da koalisyon ortağının en büyüğü olan N-VA (Yeni Flaman İttifak) Partisi’nin BM Göç Paktı’nı Başbakan Charles...
Sarı yelekliler, Hollanda’nın çeşitli kentlerinde de sokağa indi.
Sosyal medyada yapılan çağrılar üzerine, sarı yelekliler, başkent Amsterdam, Lahey, Rotterdam, Eindhoven, Leeuwarden, Groningen, Alkmaar, Nijmegen, Tiel, Zaltbommel ve Maastricht...
Hepimizin Üzerinde Sarı Yelek Var”
Hollanda Başbakanı Mark Rutte, “Aslında hepimizin üzerinde bir sarı yelek var. Çünkü hepimizin toplumdaki gelişmelerle ilgili belirli endişeleri var. Siyasetçiler...
METİN ÇELİK DENK PARTİSİNDE
İl Konseyi seçimlerine katılacağını açıklayan Denk partisi ilk hamlesini gerçekleştirdi. Tecrübeli politikacı Metin Çelik Güney Hollanda liste başı oldu. Konu...
Sarı Yelekliler Cumertesi Amsterdam’da
Paris, Brüksel ve Lahey’den sonra sarı yelekliler cumartesi günü Amsterdam’da protesto yapacaklarını duyurdu. Amsterdam Belediyesi Başkan sözcüsü: ‘Gösteri için belediyemizden...
HOLLANDA’DA FİLİSTİN İÇİN TEK BAŞINA GÖSTERİ YAPIYOR
Hollandalı aktivist Simon Vrouwe, başkent Amsterdam’da İsrail’in Filistin’deki zulmüne dikkati çekmek için tek başına 4,5 yılda 500’ün üzerinde gösteri yaptı....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ