KAMİL KOPUZ’UN KALEMİNDEN ”HEYBE”

Kamil Kopuz
Kamil Kopuz
  • 15.01.2018

HEYBE…

Sözlük anlamı ;

Kıldan, pamuk ipliğinden ya da yünden dokunmuş, birbirine kendinden bir parçayla bitişik iki gözü bulunan bir tür torba… Heybe binek hayvablarının eyeri üzerin geçirilerek veya omuza alınarak içine öte  beri konularak kullanılır..

Eski den bir yerden bir yere yolculuklarda  HEYBE kullanılırdı…!

1960 lı yıllarda gurbet diye Avrupa yollarına düşen 1. Kuşak insanlarımız yaşadıkları toprakları terk ettiler ama sırtlarında taşıdıkları “ HEYBE” leri hep yanlarında oldu..

İçi dolu idi Heybelerinin içi ; ailelerini, ilk aşklarını, çocuklarını, çocukluklarını , yaşamışlıklarını, özlemlerini, hüzünlerini, örflerini, adetlerini, geleneklerini, inançlarını ,yedikleri içtiklerini hep HEYBE’lerinde taşıdılar..Ta ki uçakların kargo bölümünde yaşadıkları topraklardan doğdukları topraklara tekrar  göçene kadar..

Şanslı olanlar; ailelerini yaşadıkları topraklara taşıyabilenlerdi..

Ya yalnızlık içinde heybeleri ile beraber yaşayanlar..!

Onların da bir kısmı şanslı idi son yıllarını doğdukları topraklarda yaşayanlar – ki çoğu kısa yaşadılar –  bir de uçakların kargo bölümünde son seyahatlerini yapmadılar yıllarca hasret yaşadıkları topraklarda öldüler…

Dolu HEYBE’lerini hep yanlarına taşıdıklarından çevrelerinde olan bitenlerden bi haber oldular, kafalrında yalnız çalışmak ve para biriktirmek doğdukları topraklarda ev, arazi, arsa almak olduğundan birde HEYBELERİ”nin içinde ki o saf, temiz, pırıl pırıl bozulmadan duran İNSANI duygularını karşısında kilerini kendileri gibi sandıklarından aldatıldılar hep aldatıldılar…

Hep veren oldular, almadılar…!

Dolu HEYBELERİ hep yanlarında olduğundan yoruldular..!

Yorgunlarını paylaşamadılar..

Çalışmak için geldikleri topraklara taşıdıkları veya burada doğan çocukları ile iletişimde başarılı olup olmadıkları tartışmaya açık…!

Çoğunluğu bunu başaramadı…!

Çocuklarını da HEYBELERİ’nde bulundurdukları ile kıyaslayarak korumaya çalıştılar…Korkuları ile yetiştirmeye çalıştılar…

İlgileri üzerinde olmadı, ne okula beraber gittiler, ne okul toplantılarında beraber oldular, ne bir terasda oturup çay kahve içtiler nede ortak tasalarını sevinçlerini paylaşabildiler..

Yaşadıkları toprakların farklılığını göremediklerinden sıkıntılar başladı aillelerde…

Öysa çocuklar yaşadıkları doğdukları topraklarda arkadaşları ile çok farklı görüşlerde farklı düşüncelerde beraber yaşıyorlar ve bu çocuklar adeta iki ayrı dünyada yaşıyorlardı..

Dışarda ayrı bir dünya eve geldiklerinde başka bir dünya..

Özgüven kazandırmak yerine kendi korkularından çocuklarını koruma iç güdüsü ile bir de çevrelerinden aldıkları ve çevre baskısı nedeni ile kendi iç dünyalarında yaşadıkları korkularından çocuklarını korumak için baskı ve kendi düşüncelerini, yaşamlarını çocuklarına dayattilar ki işte o zaman ipler koptu…

Erken yaşda evden uzaklaşmalar, erken yaşda ailenin korkusu dolayısıyle evlendirilen çocuklar veya evde ki baskı dan kurtulmak için erken yaşda evden kaçarak evlenen gençler bir süre sonra ayrılmak zorunda kaldılar..

Heybe’mizi boşaltabildik mi? Çoğunlukla hayır…!

Dolu heybemizle uzun yolculuğa çıkmayalım…!

HEYBE  yazım için  burada bir not düşmek istiyorum; Değerli dostum İbrahim Atilla’nın HEYBE konusunda büyük katkıları oldu, yazımın isminin HEYBE olmasında katkısı büyük kendilerine burada teşekkür ediyorum..

 

Kamil KOPUZ

15 Ocak 2018

Drunen

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ