Kan Susar Birgün Zulüm Biter

Necdet Yüksekbaş
Necdet Yüksekbaş
  • 16.03.2018

Ülkemiz, bölgemiz ve dünya hakikaten bir kırılma dönemi yaşıyor. Biz de bu dönemin en canlı tanıkları, mağdurları oluyoruz.
Kartlar yeniden karılırken sınırlar yeniden çiziliyor, sistemler değişiyor, yönetimler dizayn ediliyor. Tüm bu değişim ve dönüşümler de ülkemizin içinde yer aldığı bölgede gerçekleşiyor.

Bu kirli plan ve kararlar sonucu da evlerimiz başımıza yıkılıyor.
Yerimizden, yurdumuzdan oluyoruz. Yaşamlarımız allak bullak oluyor.
En talihli diye adlandırılabilecek bölgenin, en talihsiz gerçeklikle karşı karşıya olduğuna tanıklık ediyoruz.

Geri kalmış, geri bıraktırılmış bölgemizin emperyal savaş ve saldırılar sonucu yaşadığı acıları görüyor, yaşıyor, iliklerimize kadar hissediyoruz.
Nedenleri, aktörleri belli bu acıların üstesinden gelmek, önlemek ve idealize ettiğimiz sonuçlarını almak kuşkusuz kolay değil.

Zira bugüne kadar yaşananlar durumun zorluğunu ve vehametini görmemiz için yeteri kadar öğretici.
Ancak herşeye rağmen bu baskıya teslim olmamak, insanlığın tarihsel kazanımlarını, doğrularını savunmakta diretmek gerek.

Herşeye rağmen; savaşa, diktatörlüğe, emperyalizme karşı direnmeyi; barışı, özgürlüğü ve demokrasiyi öne çıkaracak dilde ve politikalarda ısrarcı olmak gerek.
Döne dolaşa bu doğrularda ısrar etmek gerek.
Hele şimdi, hele bu zamanlar.

Bu karanlık günlerde, telli dikenli yolların döşendiği, duvarların yeniden örüldüğü ağır katlanılmaz bu dönemde, daha da ısrarcı ve kararlı olmak gerek.

Başka çıkış yolumuz yok.
Şair Adnan Yücel ne güzel de tanımlamış olanı ve olması gerekeni:
“Toprağı çıldırtan güller söylemişti
Onurla şahlanan kitaplar
Ve kararmayan yürekler söylemişti
Gözyaşına karışırken ter
Biliyorduk ki güle hançer
Barışa hançer
Saplayan eller
Kırılmak zorunda birer birer”
Ortak çıkışımız da bu ise biz niye çekinelim ki?
Doğrularımızı, direncimiz ve umudumuzu Şair Adnan Yücel’in dediği gibi:
“Bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!” şiarıyla korumaktan ve yarına taşımaktan daha doğal ne olabilir.
Birileri “dünya düz” diyor diye, bizim ısrar ve kararlılıkla “hayır dünya yuvarlak” dememizden daha doğal ne olabilir ki?

Demokrasi, laiklik, hukuk, adalet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, barış demekte diretmek gerek.
Bu değerlerin kimlerin tekerine çomak soktuğuna bakmadan, hatta en gözü kara haliyle cesur ve pervasızca haykırmak gerek bu değerleri.
Birileri diktatörlüğü kutsuyor, laikliği, hukuku, adaleti, özgürlükleri, eşitliği, kardeşliği, barışı tarumar ediyor, bu değerlerin üzerinde tepiniyor, üzerinden bir silindir gibi geçiyor diye biz bu değerleri savunmaktan, konuşmaktan, haykırmaktan vaz mı geçeceğiz? Korkuyla, sindirmeyle, yasakla BUNLARIN yanlışlarına ortak olup, insanlığın büyük bedeller ödeyerek bizlere miras bıraktığı değerlerden feragat mı edeceğiz?
Tabii ki hayır.
Hem de bin kere hayır..

Onlar ahlaksızca, tüm yalan ve politikalarında bu kadar pervasız davranıyorsa, bizim doğrularda ısrarımız hayda hayda meşru, doğru ve onurludur.
“Ya bunu da çok tekrarladım” duygusuna kapılmadan, tavrımızdan ödün vermemek, yerimizden bir milim kıpırdamamak gerek.
Zira doğruyu tekrarlamak, yanlışı tekrarlamaktan, yapmaktan kat be kat onurlu ve namusludur.
Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin bölgemizde kendi elleriyle yarattıkları savaş ve politikalarda ısrarları bizlere yeteri kadar haklılığı zaten veriyor.
Peki tarihsel, insani, vicdani bu haklılığımızın karşılık bulması ve çözüm üretmemiz nasıl mümkün olacak?

Temel sorun herkesin, her kesimin kendi köşesine çekilmesi ya da herkesin kendi “BİZ” değerini oluşturması, bölünüp parçalanmamız.
İçinde bulunulan ağır ve kahredici sorunları aşmamızın önündeki temel engel bu.
Çözüm ortak bir “BİZ” değerini yaratmakta yatıyor. Kafamızda canlandırdığımız, idealize ettiğimiz birlikte ve kardeşçe bir yaşamın inşaası başka türlü mümkün değil.
“Namuslular en az namussuzlar kadar cesur olacak” ve “ Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” denecek. İşte o zaman:
“Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ