HollandaKültür SanatManset

Avrupa’da Koskoca 20 Yıl

IMG_9560

Yurtdışında bu zorlu geçim şartlarında kendini 20 yıldır tiyatroya adamış Alaylı Tiyatro Grubu’nun kurucusu, değerli tiyatro sanatçımız İbrahim Yarar ile 20 yılın anısına özel söyleşi.

 

Kimdir İbrahim Yarar?

1967 Yılında

Reklam

Karaman’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Karaman’da yaptım. 1994 yılında sevdamın peşine takılıp Hollanda’ya geldim; buradaki meşhur tabirle ‘ithal damat’ olarak.

Reklam

Evliyim ve üç çocuğum var.

 

 

Alaylı Tiyatro Grubu’nun kuruluşunun 20. yılında ALAYLI’nın kurucusu, yönetmeni ve oyuncusu İbrahim Yarar ile Güncel Haber’den Mahmut Eröztürk’ün özel ropörtajı:

İbrahim Yarar – Aslında 21 yıl oldu. 1995 yılında benim öncülüğümde Aslı Onuş, Vahdi Saçlı, Turan Şahin, Tülay Beyazıt ile birlikte “Yaşasın Kavun İçi” oyunuyla Rotterdam’da tiyatroya ‘merhaba’ dedik.

 

M.E– Hollanda’ya geldiniz, “Hadi bir tiyatro kurayım” mı dediniz?

İ . Y – Aslında ‘evet’. Hollanda’ya geldiğimin ilk ayları dil ve kültür sorunundan kaynaklanan iletişim bozukluğu yaşadım. İçsel bir yalnızlık… Bunu benim durumumda olan herkes yaşamıştır. Ama benim Türkiye’de çok renkli bir sosyal bir yaşamım vardı. Çünkü Türkiye’de de tiyatro yapıyordum. Bir kere sahne tozunu yutmaya görün, yapışır ciğerinize bu toz, her soluk alışınızda hissedersiniz. Bağımlılık yapar. Benim geldiğim dönemde Rotterdam’da Türkçe tiyatro yapan bir grup yoktu. (Ya da vardı da ben bilmiyordum.) O ara Sahne Sanat Kurumuyla tanıştım ve Sahne Sanat’ın bünyesinde az önce söylediğim arkadaşlarla Alaylı Tiyatro grubunu oluşturdum.

M.E– Türkiye’de de tiyatro yaptım” dediniz. Klasik bir soru olacak ama, nasıl başladınız tiyatroya?

İ . Y – İlkokulda. O dönemlerde okullarda ‘tiyatro kolları’ vardı. Müsamereler falan… İlkokul 4. sınıfta okul skeçlerinde oynadım. Bu ortaokulda ve lisede de devam etti. Liseden sonra, sanırım 1986 yılıydı, birkaç arkadaş bir araya gelip Karaman’da amatör olarak once Karaman Gençlik Tiyatrosu’nu, sonra Karaman Halk Tiyatrosu’nu, son olarak da Yunus Emre Halk Tiyatrosu’nu kurduk. Hollanda’ya gelene kadar da Karaman’da amatör olarak tiyatro ile uğraştım.

M.E– Yani 30 yıldır tiyatronun içindesiniz.

 

İ . Y – Evet. Amatör olarak tabi. Hâlâ da amatörüm.

 

M.E– 30 yıldır ‘tiyatro’ yapıyorsunuz ve hâlâ amatörsünüz! Neden?

İ . Y – Çünkü geçimimi tiyatrodan sağlamıyorum. Amatörlükle, profosyönellik arasındaki tek fark budur.

 

M.E– Bu güne kadar kaç tiyatro oyunu oynadınız?

İ . Y – Saymadım ama sanırım burada 30 kadar, Türkiye’yi de katarsak 40-45 arası oyun sahneledim. Hemen hemen tamamına yakınını da yönettim.

 

M.E– Yine klasik bir soru olacak ama, neden tiyatro?

İ . Y – Klasik bir yanıt vereyim; ama doğrusu da bu sanırım: Tiyatro bir yaşam biçimidir. Öyle olmasa dünya üzerinde binlerce insan para kazanamadığı halde neden tiyatro yapsın. Çünkü tiyatro insanlığın ortak malıdır. İnsanlık tiyatrodan, tiyatro da insanlıktan beslenmiştir. Benim de yaşamımın her döneminde tiyatro olmuştur. Tiyatroyla şekillenip büyüdüm, diyebilirim. Bertolt Brecht tiyatroyu “İnsanı, insana, insanla anlatan bir sanattır” diye tanımlar. Kuşkusuz diğer sanat dalları da insanı insana anlatır, ama tiyatronun malzemesi de insandır. Yani insana ait ne varsa tiyatroda buluruz. Tiyatronun cazibesi de budur zaten.

 

M.E– Geçtiğimiz günlerde, Hollanda’da Alaylı Tiyatro’nun 20. yılını ‘Müfettişler Müfettişi’ adlı oyunla geride bıraktınız. Oyundan bahsedelim biraz.

iyarar2015İ . Y – ‘Müfettişler Müfettişi’ Orhan Kemal’in romanından uyarlanmış bir oyun. Sanırım 15 yıl önce falan oynamıştık. O dönemde oyun kadrosunda olan eski oyuncu arkadaşlarla grubumuza katılan yeni oyuncu arkadaşları kaynaştırarak oyunu tekrar sahneleyelim ve yirmi kişilik kadroyla 20. yılımızı böyle kutlayalım, dedik. Buradaki değerli tiyatro dostlarımız Gastorie

 

Prodüksiyon’dan Vedat Gültekin’in, Raks Prodüksiyon’dan Rauf Kurtgözü’nün katkılarıyla güzel ve başarılı bir çalışma yaptık. Oyunun müziklerini de değerli dostlarım Rıza Bektaş ve Şenay Akdemir üstlendi. Oyunu Rotterdam, Amsterdam ve

Den Haag’da sahneledik.

 

M.E– Oyunun konusundan kısaca bahseder misiniz?

İ . Y – Anadolu’da bir şehrin tren istasyonundan iri yarı, düzgün giyimli yani kelli-felli bir adam gelir. İstasyon meyhanesine girer. Meyhaneciye ‘mekanı temiz değil’ diye bağırır çağırır ve çıkar. Orada bulunan müşteriler bu adamın kılık kıyafetinden Ankara’dan gelen bir müfettiş olduğuna karar verir. Haber kulaktan kulağa yayılır. Gariban halk, adamın gelişiyle sevinir, fakat şehri idare eden Mülküemirler, Belediye Reisi, zengin tüccarlar ve ağalar telaşa düşer. Halbuki adam dolandırıcının tekidir. ‘Müfettişler Müfettişi’ adlı oyunumuzda, bu dolandırıcı adamın şehirde geçirdiği bir günün hikayesini anlatıyoruz.

 

M.E– Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

İ . Y – Hollanda’da Türkçe olarak 20 yıldır amatör tiyatro yapıyoruz. Bu alandaki en uzun soluklu tiyatroyuz. Buradaki yurttaşlarımız böyle özverili bir çalışmayı desteklesinler. Sadece bizi değil, sanata gönül vermiş onlarca sanatçı dostumuz

var, onların da çalışmalarını desteklesinler, alkışlarını bizden esirgemesinler. Çünkü sanat insandan insana köprü kurar ve insanları birleştirir.  Sanata  ve  sanatçılarımıza sahip çıkalım. Son olarak da şöyle diyeyim: Ben bu 20 yıllık süre içerisinde tiyatroya gönül vermiş yüzden fazla arkadaşla oyunlar sahneledim, gönül bağı oluşturdum. Bu arkadaşlarıma bu kez de derginiz aracılığıyla candan teşekkür ediyorum.

Bu röportaj vasıtasıyla derginizde bana da yer ayırdığınız için size de teşekkür ederim ve yayın hayatınızda başarılar   dilerim.

Daha Fazla Göster

Mahmut Erozturk

Guncel haber Genel yayin yonetmeni

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu