DergimizKöşe Yazarları

Cemre yüreklere düşmeden bahar gelmeyecek!

Cemre: kelime anlamı kor veya ateştir, buna sıcaklıkta diyebiliriz. Zaten halk arasında sıcaklığın artması anlamına gelir. Baharın gelişini müjdeler bize. Yeni  başlangıçların, yeni sürprizlerin, yeni kokuların habercisidir.

Cemre baharı başlatırken, bahar ise bütün güzelliklere tohum atar.  Önce havaya, sonra suya, daha sonra toprağa düştüğü söylenir. Tıpkı fıtraten güzelliğe meftun olan insanın baharının başladığı, hayat için yeni bir tomurcuk olduğu zamana benzer olarak  üç aşamada gerçekleşir. Bizim  baharımızın ile büyük benzerlik taşır. Çünkü Allah’u Teâlâ Kur’an-ı  Kerim’de insanı üç aşamada yarattığından, anne karnındaki üç evreden bahseder.

Cemre havaya düştüğü gibi insanda anne rahmine düşer. Sonra hayat sıvısı adı verilen kan dolaşımı başlar ve suya düşmesi gerçekleşir. Tıpkı cemrenin toprakla buluşması gibi, topraktan gelen insan şekil alır, suret bulur. Ve mevsimlere benzeyen hayat ilk baharla buluşur . Küçük bir kainat olan insan koca kainatın numunelerini, sırlarını bedeninde gizler. Her ne kadar topraktan yaratılsa da kendine has özellikleri, güzellikleri, duyguları vardır.

Sosyal bir varlık olan insan, sohbeti, muhabbeti sever. Fakat eskiden koca bir mahalle ile aile gibi yaşarken, artık koca  kainatla uyum içinde olduğu bilinen insanoğlu, kendi türünden; komsusuyla, eşiyle, dostuyla uyum sağlayamaz oldu. Bir yandan bozulan bir düzende; yalan, gıybet, ihanet, iftira, zulüm, haksızlık, münakaşa, su-i zan, ikiyüzlülük, cinayet, tecavüz vs. gibi sorunların baş gösterdiği hayatların tadı kaçmışken, huzur kalmamışken son olarakta ara bozuculuk yapan  siyaset önemli  bir etken oluşturuyor. Muhabbeti seven koca kâinatın koca yürekli insanları,  siyaset söz konusu olunca koca yüreğini ceviz kabuğunu doldurmayacak sıkıntılara sokuyor.

Eskiden “evet, hayır” oyunlarıyla şenlenen aksamlar şimdi “evet, hayır” kavgalarıyla son buluyor.  Bir atadan gelen aynı vatanın insanları, başka ülkenin politikasını savunuyor.. Ailenin toplanma alanını bozguna uğratan, sofrada bile siyasetten başka  muhabbet edemeyen  aileler, bu sayede çocuklarının ekmeklerine süreceği yağı, düşmanın ekmeğine sürüp elleriyle besliyor.

Reklam

Siyasi görüşler farklı olsa da aslında bir olduğumuzu unutmadan muhabbet edebilmek  için, içimize düşürdükleri kin ve nefrete, Allahü Teâlâ’nın “müminler ancak kardeştir”  ayetiyle karşı koyarak, kini ve nefreti  kardeşlik bilincini geliştirerek asabiliriz.

Bunun için belkide İnsanlık olarak yepyeni bir bahara ihtiyacımız olduğu bu dönem de, cemrenin gönüllere düşüp kelime manasının hakkını vererek kor gibi, ateş gibi yürekleri ısıtması, bizlere yeni baharlar, baharla beraber; kardeşlik, samimiyet, muhabbet, sevgi, saygı, hürmet, neşe, huzur getirmesi gerekiyor. Mevlana’nın da dediği gibi “Ey dost, şu dünyada gördüğün çiçekli, güzel kokulu bahardan başka gizli bir bahar daha var. O bahar dilberi ay yüzlüdür; bu gördüğün bahardan daha güzeldir, daha hoştur. O, temiz insanların gönüllerinde gizlenmiştir”.

Dünya döndükçe cemre hep düşecek fakat; cemre gönüllere düşmeden, bahar gelmeyecek!

Emine Tugay Dursun

Daha Fazla Göster

Mahmut Erozturk

Guncel haber Genel yayin yonetmeni

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu