DergimizKöşe Yazarları

Farklılıklar Zenginliktir

Bir insanın kendinden olanı sevmesi kadar doğal bir şey yoktur.

Örneğin; Evlat, anne, baba, şehir, ülke vs.. Bu durumu anormal kılan ise sevginin sınırlarını bilmemektir. Her kişi insan ırkına mensuptur. İnsan olmanın getirdiği özellikleri ve birlikte yaşama için gerekli olan saygı, sevgiyi kaybetmemek gerekir. İnsan sosyal bir varlık olduğuna göre, çevresiyle iletişim halindedir bu iletişim sadece kendi ırkı, hemcinsi veya ailesiyle değildir. Küreselleşen dünyada insan bütün dünya ile iletişim halindedir. Bu iletişimin sağlıklı yürümesi için;  her toplum kişilerin yaşayışına, kültürüne, milli ve manevi değerlerine saygı duymak mecburiyetindedir. Irkıçılık yaparak kendi ırkını üstün görüp, diğerlerini ezmek, sömürmek ahlaken de adaleten de uygun değildir. Dünya üzerinde ki farklılıklar zenginliktir, renkliliktir, almasını bilen için büyük kazanımlardır.

Irkçılık; İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu iddia eden düşüncedir. Dünya var olduğundan bu yana kendini üstün gören bir çok topluluk olmuştur. Kendilerini üstün, diğerlerini ötekişleştirip aşağılama, sömürü yoluna gitmişlerdir. Bu konuyla alakalı olarak Peygamber Efendimiz Hz Muhammed sav veda hutbesinde öyle buyurmuştur.

Arap’ın Arap olmayana Arap olmayanında Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.

Irkçılığa maruz bırakan sebeberden bazıları; ten rengi, doğduğu yer, inançları dün olduğu gibi bugün de devam ediyor. Irkçılıkğın tarihi incelendiğinde en çok ırkçılığa maruz kalanlar siyahilerdir. Şimdilerde ise her kesimden insan bu duruma maruz kalıyor. Son günlerde bundan en çok nasibini alan ise maalesef biz Müslümanlar oluyoruz.

Reklam

Öyle ki;  bu yanlış aktarılan söylemler yüzünden biz müslümanlar; gün geçmesin ki yazılı ve fiili bir tacize uğramayalım. Başörtümüze, kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’e, Peygamber’imiz Hz Muhammed’e ( sav) hakaret, ibadethanelerimize. Bizlere müslümanlara psikolojik savaş açtılar. Her geçen gün artan bu öfke ve kin Müslümanların azınlık olarak yaşadığı Hollanda’ da yaşamı zorlaştırmaya başladı. Hollanda’da son zaman’larda, Müslümanları kışkırtmak için dini kutsallara saldırılar artış gösterdi. Müslümanları hedef alan  tv programlarındaki İslamı karalayan propagandalar, İslam dünyasına yönelik yapılan tv ve gazete haberleri İslamı karalamaya yönelik birer algı operasyonu niteliğinde.  Bu tür algılarla; neredeyse her başörtülü, her sakallı, her Arapça konuşan terörist ilan edildi. Bunlara Avrupa’da ard arda yaşanan bombalama olayları da eklenince durum gittikçe vahim bir hal almaya başladı. Yapılan bu algı operasyonları İslama değil, insanların diline, kültürüne, kılık kıyafetine karşı bir müdahaledir, hakarettir özel hayata ve din özgürlüğünü kısıtlamaktır. Avrupa ve dünya medyasında yapılan algılar sonucu iırkçılığın her geçen gün artığını  araştırma göz önüne seriyor.

Amsterdam üniversitesindeki yayınlanmış ve bu araştırma sonucunda İslamofobinin ve ırkçılığın  Hollanda’da önemi giderek artan bir konu olduğu kanısına varmıştır. Yine bu araştırmalarda yabancı düşmanlığı ve müslümanlara yönelik önyargıların tam olarak ne zaman başladığı araştırtmıştır. Araştırmalar ırkçı söylemlerin artışa neden olduğu açıkça gözler önüne sermiştir.

PVV’den bir milletvekilinin “Hollanda’yı islamdan arındırmak istiyoruz” Diyerek ırkçılığı körüklemesi Sosyal işler Bakanı yaptığı açıklamasında Türk dini oluşumların gözetim altına alınacağı ve bu söylemlerin ardından Türk toplumunda ve Türk asıllı milletvekilleri arasında rahatsızlık yaratmıştı.

Bakanın yaptığı bu ayrımcılığa boyun etmedikleri ve geri adım atmadıkları için Türk asıllı Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk partiden ihraç edilmişlerdi. Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk birleşerek DENK adında yeni bir siyasi parti kurdular ve yapılan seçimlerde 3 milletvekili çıkarmayı başardılar.Hollanda’da son 5 yılda 117 cami farklı şekillerde saldırılara maruz kaldı. Bu sayı polise giden şikayetlerden elde edilmiş olanlar. Birde kayıt altına alınmayan yani polise bildirilmeyenleri de eklersek durumun ne kadar vahim boyutlarda olduğunu siz düşünün. Bu saldırıların artmasında PVV Özgürlükler Partisi lideri Wilders’sen ırkçı söylemleri “ Müslümanlar kendi ülkelerine gitmeli”, “ Daha az faslı istiyoruz”, “Tüm camiler kapatılmalıdır”, “ Diyanetin görevlendirdiği imamlar birer ajandır. Hepsi Türkiye’ye geri gönderilmelidir”, “ sesli okunan ezanların İslama davet olduğu ve sesin dışarıya verilmemesi “ gibi daha birçok örnek verebiliriz. Wilders’sen ve Parti üyelerinin siyasi politikası İslamı karalama üzerine kurulmuştur. Hollanda özgürlükler ülkesi olarak biliniyor fakat son günlerde bunun tersi bir durum sergiliyor. Özgürlük başka görüşe mensup kişileri aşağılama, hakaret ve ırkçılık değildir. Bu tsöylemlerin etkisiyle araştırmalar sonucunda 2013 yılına oranla %26 dolayında artan ırkçı saldırılar ile aynı dönemde %61 ken bu güne gelindiğinde %71 lere vardığı görülmektedir. İslamofobi ve Ayrımcılık Bildirim Merkezine (MID) yapılan şikayetlerde artış olduğu gözlemlendi. (MID) ‘e yapılan şikayetlerde yapılan suç duyurularının çoğunluğu “ ırkçı ve ayrımcı” saldırı adı altında yapılıyor. Müslümanlar diğer şahısların saldırıları örnek almasından endişelenerek söylemekten çekiniyor. Bu saldırıların artışından sonra Hollanda polisi müslümanlara yapılan bu saldırıları ayrı bir başlık altında kayıt altına alıyor. Her ne kadar şikayet yapılsada, soruşturmalar gerektiği gibi yapılmadığı ve ceza uygulanmadığı için caydırıcılıkta olmuyor.

PVV “özgürlükler partisi” Başkan’ı Wilders’en yaptığı ırkçı söylemler nedeniyle Hakkı’nda açılan nefret suçundan yargılanması sözkonusu. Hollanda’nın  Denhaag ( Lahey) kentinde yaptığı mitingde “ Hollanda’da daha mı çok, yoksa daha mı az Faslı görmek istiyorsunuz?” Sorusu nedeniyle halkı düşmanlık ve nefrete teşvik etme suçundan hakim karşısına çıkan Wilders “ milyonların düşüncesini dile getirdiğini aslında çoğunluğun kendisiyle aynı  fikir de oluğunu fakat bunu kimsenin dillendiremediğini” savunuyor. Kararı eleştiren Wilders “ Hollanda’da Türkiye’ye benziyor. Hoşa gitmeyen siyasi görüşleri mahkemede susturuyor” deme cüretinde bulunmuştur. Batı toplumlarında yerleşmiş bir islam ve müslüman imajı oluşturulmuş ve  biz müslümanlar olarak, aradan yüzyıllarda geçsede bu imajdan kurtulamadık. Gazeteler de manşet, kitaplarda konu, televizyonlarda program, üniversitelerde ders, terör eylemlerinde katleden olarak lanse edildik. Avrupalılar geçen yüzyıllarda okuyup, izleyip etkisinde kaldığı bu inancı araştırıp,sorgulamak ve bin yıllık sır perdesini aralamak için müslüman ülkelerini ve doğuyu yerinde görmek istemiş fakat batının gözünde geri kalmış kültür olmaktan öteye gidememiştir.İyi niyetli olmak, oluşturulan algı tabularını yıkmaya yetmiyor. Üretilen entrikalar, tiplemeler ve kurulan terör örgütleri bunun bugün de aynı devam ettiğinin göstergesidir.

Dünyada her gün yüzlerce, binlerce insan  katlediliyor,  yurtlarından, yuvalarından ediliyor. Ölüme  terk ediliyor ve dünya görmezden geliyor.Bütün bu insanlık dışı, olaylar, eylemler, söylemleri dünyayı yaşanmaz hale getirdi. Eğer bunlara biri dur demezse, durum daha da   vahim bir hal alacak. İnsanlık kendisine barış, hoşgörü dili geliştirmek zorunda,  ırkçılık salgın bir hastalık gibii, yayılmasını önlemek için tedavi yöntemleri geliştirmek bütün dünya insanlığının görevidir. İnsanlara sevgiyi öğretmek, birbirlerini, doğayı canlıları sevmeyi öğretmek gerekir. Çünkü  seven duyarlıdır, insana ve canlılara kıyamaz. Seven, anlayan, gören; ırk,dil,din ayırt etmez.

Gelin birlik olalım,sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz

Sevgi ve barışın hakim olduğu mutlu bir  dünya dileğiyle

Zeynep Kayabaşar Eker

Daha Fazla Göster

Mahmut Erozturk

Guncel haber Genel yayin yonetmeni

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu