Hey gidi günler

Hatice Çıtak
Hatice Çıtak
  • 09.12.2019

Rotterdam’ın yine kapalı, yağmurlu bir gününde, hepimizin içi daralır, kasvet başlar, gayr-i ihtiyari camın önüne durur, camda yol yol akan yağmur damlalarını izleriz. İzlerim desem belki daha doğru olur, camdan dışarısını izlerken, rüzgarın uğultulu sesinde, balkonumda son demlerini yaşayan bir kaç saksı sardunyanın soğuğa inat, yıldız gibi parlayan kırmızı, beyaz, pembe çiçekleri, insana, yine de hayatın güzel olduğunu, yaşamın geneli acı , hüzün, yalnızlık dolu olsa da hala yaşanacak güzel şeylerin varlığını gösterir gibi geldi.

Ben bunları düşünüp kahır bağlarken, eskilere düşkünlüğümüzden olsa gerek nostaljik şarkılar çalan radyo da, bu “halet-i ruhiye”ye tuz biber eker gibi, Nilüfer, o berrak sesiyle “hey gidi günler o güzel güzel günler beni benden çalan o güzel günler” şarkısı bizler mi bilmem ki yoksa o zaman mı değişti.

O güzel günler hangi köşelerde gizlendi. Hey gidi günler, beni benden alan o güzel günler, şarkı muhteşem… Kimse duymasın ama galiba yaşlandık.

İnsan kendine yediremese de yaşlılığın ayak sesleridir bu hayıflanmalar, hey gidi eski günler demeler…. Ama eski günler de eski günlerdi hani, mutluyduk yahu! Belki herşeyimiz yoktu, belki bu kadar özgür de değildik, herşeyi alamıyorduk belki, sevemiyorduk bile özgürce ama şimdiyle kıyaslandığında ne kadar huzur ve samimiyet varmış… Sevgiler samimi, aşklar samimi, komşuluklar çok içten ve hasetsizdi. Kocaman bir aile gibiydik mahallede… Erkek-kız çocuklar birlikte oynar, akşam serinliği çöktüğünde herkes sokağa dökülür, her yerden kahkaha sesleri gelirdi…

Birbirine ilgisi olan genç kızlar, genç oğlanlar uzaktan birbirine çaktırmadan işaretler yollarlar…

Hatta buna çoğu zaman bizi alet ederlerdi. Biz anlamazdık tabii ama bir şeylerin özel bir şeylerin döndüğünü bilirdik. “Hişştt gelsene bi bir şey söyleyeceğim sana” diye çağrılan biz küçük elçilerin eline küçük bir kağıt sıkıştırıp, “aha bunu şu falanca kıza ver, kimseye sakın gösterme verirken” diye de sıkı sıkı tembih ederlerdi…

Biz aldığımız görev sorumluluğu bilinciyle, ufak ufak, panik yapmadan, güya elimiz arkamızda sıkı sıkı kapalı tutarak, sessiz adımlarla, etrafa pür dikkat baka baka giderdik; aslında bu halimiz bizim birşey çevirdiğimizin kanıtıydı…

Kağıdı verişimiz de bir olaydı kimse, görmeyecek ya, arkamıza sakladığımız avucumuzu yine arka arka kıza yaklaşarak veriridik (verirdim); tabi kız durumdan haberdar, ne getirdiğimizi bildiğinden bizi tutup seviyor gibi yapar, o kağıdı alırdı, ee uyanıktı tabi o… Ve görevi başarıyla tamamlamanın sevinciyle yine hoplaya zıplaya giderdik..

Tabii, kızın sevincini anlatmama gerek yok. Ortadan kaybolurdu zaten hemen, notu okumak için….. Vee o güzel sevgilerden çok güzel evlilikler çıkardı çoğu zaman…. Çünkü çok zor ulaşırlardı birbirlerine.

Bir kez görebilmek için bütün gece uyumaz, herkesin uyumasını bekler ve sabaha karşı bahçede sevenler en fazla yarım saat görüşürlerdi…

Ve tabii yakalanırlarsa dedikodularının ayyuka çıkmaları işten bile değildi.. Hele ki her mahallenin bir dedikoducusu, müzeviri olurdu… O kişi mutlaka kimin kime yanık olduğunu bilirdi, işi oydu… O kişi yakalarsa durum vahim olur, bütün mahalle çalkanırdı, yani adam öldürülse o kadar olay olmazdı o derece… Sevmek ne büyük eylemdi yahu bizim çocukluğumuzda ve sevenler de ne büyük eylemciydiler….

Hey gidi günler güzel günler… Masumiyet doluydu o zamanlar….İnsanlar birbirlerini kolay harcamaz hele de sevdiğini asla harcamazdı…. Yalnızlık diye bir mefhum da yoktu… Evli, bekar, dul, kimse yalnız değildi…

Zaten bir şekilde dul kalmış olanları -kadın erkek farketmez- mahalle veya akrabaları mutlaka ona denk gelecek birilerini tavsiye eder, görüştürür ve onların düzenini yeniden kurmalarına yardımcı olunurdu ve o yapılan ikinci evlilikler de şimdiki gibi iki günde bitmezdi….

Evet sanıyorum zaman değil de biz değiştik, insanlar değişti, elbirliğiyle o güzel insancıl uyumlu yanlarımızı öldürüp, ne kadar kötü davranışlarımız varsa onları bıraktık kendimizde….

Bütün sevgi, muhabbet, sadakat dolu huylarımızı, beş para etmeyen egolarımıza yem ettik… İnsan yine aynı insan, aynı kişileriz, Anadolu’nun bilmem neresinden gelmiş insanlarız…

Fakat özgürlüğün ve rahatlığın verdiği temeli olmayan özgüvenle, kendimizi bulunmaz Hint kumaşı saydık, kolay elde edileni zor olana tercih eder olduk, ömürlük sevdalar, aşklar yerine gündelik eğlenceliklerle hayatımızı yaşadığımıza inandık… Hem erkek, hem kadın olarak…

Kadını kadın, erkeği erkek yapan vasıflarımızı bir bir yok ettik…. Paranın sıcak yüzüyle tanıştık, konforu gördük, ucundan kıyısından . Tadı damağımızda kaldı….

Daha fazlasını ister olduk ve bütün çabamız bu yönde oldu… Çocuk doğurduk ama yön veremedik, çünkü bizde yönümüzü kaybettik….çocuk doğurduk okuması için, amaç belirlemesini ve “gidebildiğin yere kadar git okuyup geliştir kendini” demedik, çünkü biz de gelişmiş bir zihniyette değildik. Tabi yaşadığımız ülkenin de çalışmayana dahi maaş vermesi üzerine gelecek kaygımız olmadı, kolaycılığa alıştık.

İnsan kullanmayı öğrendik, kadınlığımızı kullanmayı öğrendik. Fakat mutlu olmayı, az ile yetinmeyi öğrenemedik. Ve şimdi ne olduk bu ülkede, bir avuç Türk. Çoğumuz yalnız, mutsuz ve sömürülmüş olarak gecelere akıp, günü kurtarmayı veya tıka basa içerek içmenin verdiği hazla, sabaha kadar güldük, eğlendik; sonra, sonrası aynı evli olanlarımız eşini evde bırakıp sevgilisini alıp gecelere akar olduk. Bilgisi olamadan fikri olan insanlar olduk. Konserlere gitmeyi entelektüellik, elitlik sayan birileri olduk. Rakı içmeyi ilericilik sayan aydınlar, devrimciler olduk.

Yüzüne bir ton makyaj yapıp, daracık kıyafetler giyip, başını da sıkı sıkı kapatıp dindar olduk. Kaba, nahoş, serkeş, cahil, ama iyi geyik yapan insanların etrafında toplandık.

Hepimiz sanatçı, hepimiz şair, hepimiz tiyatrocu, hepimiz politikacı olduk. Amaaaa, asla birbirimizin yarasını saran, birbirimizin acısını azaltan, birbirimize gerçekten dost, arkadaş, sırdaş, sevgili, eş ,koca, hanım, yar, yaren , velhasılı aile olamadık…..

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ