HollandaManset

İşçi olarak başladığı sektörde artık söz sahibi

İşçi olarak başladığı  sektörde artık söz sahibi Olan, Mustafa Duyar ile Özel Reportajımız

1966 Karaman-Çatak Köyü doğumluyum. 1975 yılında henüz 9 yaşındayken Hollanda- Hilversum’a geldim.

1 yıl kaldıktan sonra tekrar Türkiye’ye döndük. İlkokulu bitirdikten sonra 1978 yılında ikinci ve kalıcı olarak Hollanda’ya geldim. MAVO ikinci sınıftan sonra iş hayatına atıldım ve 1983 yılında sera işine başladım. Tam 32 yıldır bu işi yapmaktayım. 4 çocuklu bir ailenin ferdiyim, evli ve 4 çocuk babasıyım. NuNu adında Özel İstihdam Bürosu sahibi, HOKAF Başkanıyım, Çataklılar Derneği, MÜSİAD ve Maassluis Camii’nde gönüllü olarak görevlerim var.

 

İşçi olarak başladığınız bu sektörde artık söz sahibi hâline geldiniz. Nasıl başladı işveren hayatınız?

Reklam

14 yıl işçi ve bölüm şefi olarak çalıştığımız sektörde artık uzmanlaşmıştık. Bu alanın A’dan Z’ye her şeyini bilir duruma gelmiştim. 1997 yılında NuNu adında Özel İstihdam Bürosunu kurarak, 12 kişilik bir çalışanla bu sektöre adım attık. Tarımsal alanda hizmet yürüten firmamız, İkinci yıl 50, üçüncü yıl 100-150 civarında insanı istihdam eder hâle gelmişti. Ve 18 yıldır da Allah’a şükürler olsun hâlâ ayaktayız. Elbette krizle birlikte inişli çıkışlı, zorlu süreçler yaşadık ama, her şeye rağmen işimizi düzgün yapmanın, dürüst ve kanaatkâr olmanın sayesinde ekmek yemeye ve elimizdekileri etrafımızla paylaşmaya çalışıyoruz.

Reklam

 

Krizden sektör olarak sizler de etkilendiniz mi?

Hem krizden hem de Doğu bloku ülkelere Avrupa’nın kapılarının açılmasıyla sektör ciddi şekilde etkilendi. Bunu bizlerde yakinen hissettik. Ancak bunu en azıyla atlatmaya çalıştık. Bizi, bu ülkelerden gelen ucuz işçi göçü etkiledi. Bahçe sahipleri de, İspanya, İsrail ve Fas’tan gelen ürünlerin ucuzluğu nedeniyle etkilendiler. Seraların çoğu kapandı. Bu durum bizi de endişelendirdi açıkçası. Elbette rızkın Allah katında olduğuna inancımız sonsuzdur ama bizim de önlemimizi almamız gerekiyordu ve öyle de yaptık. Başka bir sektörle ticaret hayatımızı devam ettirelim istedik.

 

Simit Saray’ı bu düşüncelerden sonra mı oluştu?

Evet. İstanbul’a sık gider geliriz. 4-5 yıl önce eşimle birlikte İstanbul’da, Simit Sarayı’nda kahvaltıdayız. Eşim, ‘Böyle bir mekânı Hollanda’da kurmanın ve çocuklarımızı işletmesini devretmenin çok iyi olacağını’ söyledi. Aklıma yattı. Zaten farklı bir girişimde bulunmak aklımızdaydı. Bu da nasip kısmetmiş. 3 yıl önce Simit Sarayı’ndan tescil ve izin aldık, 3 yıl önce de Rotterdam’ın merkezi caddelerinden bir olan Meent’teki mekânı hizmete açtık. Amsterdam – Arena’da bir yaklaşık bir yıl önce ikinci şubemizi hizmet açtık. Yine Amsterdam’da geçen yılın sonunda üçüncü şubemizi açıp, şimdilik zincire son noktayı koyduk. Çocuklarla anlaşmam var. “Önce eğitim, diploma, sonra iş hayatı” dedim, sağ olsunlar onlar da anlaşamaya uyuyorlar. İş için okullarını, eğitimlerini aksatmıyorlar, diplomalarını en iyi derecede almaya çalışıyorlar.

 

Meent’ten sonra neden Arena gibi bir bölgeyi seçtiniz?

170 küsur milletin bir arada yaşadığı ve bu nedenle İstanbul’a benzerliğe, nedeniyle ikinci şube için Amsterdam–Arena’yı seçtik. Buradayken kendimi İstanbul’daymış gibi hissediyorum. Türkiye’nin bu damak tadını, yani Simit’i tanıtmak için böyle bir bölgenin en uygun yer olduğuna inandım.

 

Müşteri kategoriniz nasıl, sadece Tükler mi sizi tercih ediyorlar?

Hayır, her ne kadar Türk ürünü olsa da, müşterilerinin yüzde 50’si Hollandalılardan ve diğer farklı kültür insanlarından oluşuyor. Dükkânlarımız günde ortalama 600-700 civarında insan ağırlıyor.

 

Bir kültür elçisi gibi hareket ediyorsunuz. Simit ve diğer mamulleri iyi tanıttığınıza inanıyor musunuz?

Ben markaya güveniyorum. Henüz yeniyiz ama ben burada da markalaşacağımıza inanıyorum. Daha şimdiden dükkân önünde kuyruklar oluşmaya başladı. Hem güler yüzlü bir personelin verdiği hizmet hem benzersiz bir lezzet hem de cüzdanlara verdiğimiz keyfiyet, uygun fiyatla bölgede aranılan, sık sık uğranılan mekânlar arasında giriverdik. Henüz tam tanıttığımızı söyleyemem ama biz sorumluluğumuzun bilinciyle hareket ediyor ve en kısa zamanda Hollanda’nın bir markası ve aranan bir ürünü yapacağımıza inanıyorum.

 

Ürünleri burada siz mi hazırlıyorsunuz?

Hayır, bütün mamullerin el değmeden hazır bir şekilde Türkiye’den Simit Sarayı garantörlüğünde gönderilmektedir. Burada işini bilen uzman eller tarafından taptaze, çıtır çıtır olarak müşteriye sunulmaktadır. Kısa bir süre içerisinde, 63 çeşit ürün yelpazesi ve uygun fiyatıyla bölgenin en çok tercih edilen mekânlarından biri hâline geldik. Özellikle öğlen ve maç saatlerinde dükkân önünde kuyruklar oluşuyor.

 

Sadece siz misiniz bu işletmeyi yürüten?

Hayır, Hollanda’da farklı şehirlerde hizmet veren 12 tane Simit Sarayı’nın şubesi var.

 

IMG_3867Ne gerekiyor böyle bir şube açmak için?

Önce güvenilir olmanız lazım. Ardından cesaret sonra mekân ve daha sonra da sermayenizin olması gerekiyor. Simit Sarayı gibi bir markaya güveniyorum bu güvenle çalıştığımız için en kısa zamanda ülke genelinde bu tadı herkese ulaştıracağımıza inanıyorum. İşimiz böyle bir markayı pazarlamak açısından kolay olmakla beraber, ve markanın hakkını vermenin zorluğunu ve sorumluluğumuzu hayli zor. Biz de bu bilinçle hareket ediyoruz.

 

Açılış saatleriniz nasıl?

Hafta içi her gün 08-20:00 arası, hafta sonları saat 22:00’ye kadar açığız. Aile ve grup hâlinde bu saatler içerisinde dükkânlarımıza uğrayan herkes, kahvaltı, öğlen, akşam menüsü ile keseye uygun bir şekilde ağırlanabilir.

 

Kriz gerçekten var mı, yoksa suni bir oluşum mu var?

İnanın, iki yıl öncesine kadar krizin varlığını ben de kabul etmiyor, inanamıyordum. Maalesef ekonomik bir kriz var ve krizi bizzat yaşıyoruz. 13 yıl önceki fiyatla iş yapmak durumundayız. Eğer fiyatı bu seviyeye çekmez isek, rakipler tarafından silinip süpürülürüz. Hollandalı şirketler bizden biraz daha şanslılar. Zira onlar, Polonya ve benzer ülkelere şirketi kurmakla işçiyi ve üretimi ucuza mâl ediyorlar.

30 yıldır bu işin içerisinde biri olarak, son birkaç yıldır yaşanan krize benzer bir sıkıntı yaşamadım. Yaptığımız işin metrekaresinden 40 Euro civarında bir karşılık almamız lazım ki, çarkımız dönsün. Buna karşılık üretilen ürünün kilogram fiyatı en az 1.30 Eurocent olmalı ki, bu sektör ayakta dursun. Gel gör ki, elimizdeki ürünü 1 Euro’ya bile pazarlamada zorlanıyoruz. Bu da her metrekarede 7 Euro civarında zarar ettiğimizi gösterir. Söylediğim bu sebeplerden dolayı, içinde bulunduğumuz bu sektör de krizden nasibini almış bulunmaktadır.

 

IMG_3877Pek çok şirket kapısına kilit vururken, sizin ayakta kalmanızın sırrı nedir?

Ticarette en geçer akçe, dürüstlüktür. İşini sevmektir ve tecrübedir. En başta dürüstlüğü her alana yaymaya, yansıtmaya çalıştık. Bunun semeresini de şükürler olsun gördük, görmeye devam ediyoruz. Bir de 30 küsur yıllık bir tecrübeyle bu işi yapıyoruz. Bu da yolumuzdaki dikenlerin ayıklanmasını sağlıyor. Ve çalışmayı da seviyoruz. Bu sabah bile saat 6’da kalktım ve 12 saati çalışmakla geçiriyorum. Çalışana da Allah veriyor. O’nun vaadi var, ‘çalışana veririm’ diyor.

 

Hollanda’daki Türk toplumunu nasıl bir gelecek bekliyor?

Her ne kadar Hollanda’da ciddi bir ekonomik kriz yaşanıyor olsa da ben uzun yıllar burada kalmış, burada çalışmış, buraya büyük emek vermiş insanların geri dönmelerini arzu etmem. İşsizler ve iş bulmaları zor ise, geri dönmelerini anlayabilirim ama sırf bu krizi bahane ederek dönmelerini istemem. Aslında kriz bazen büyük fırsatları da beraberinde getiriyor. Biz şu anda üçüncü şubemizi açmakla meşgulüz. Yani kriz ortamları, bazen yatırıma bazen kâra dönebiliyor. Elinizdeki sermayeyi iyi kullanarak bu günlerde yatırım yapmak bazen çok akıllıcadır ve size büyük getiriler sağlayabilir.

İş hayatında olan arkadaşların bu süreci sabır ve dürüstlükle atlatabileceğine inanıyorum. İnsanın elindeki en büyük sermaye de bence doğruluk ve dürüstlüktür.

Türk toplumunun geleceğini de olumlu görüyorum. Yavaş olsa da, geleceğe emin ve sağlam adımlarla yürüyoruz. Hollanda, tarihinin en zorlu dönemini yaşıyor ama bu böyle gitmez. Hollanda ticareti iyi bilen, akıllı bir ülkedir. Elbette düzelecektir. Bunun düzeltilmesine bizler de katkı sağlayacağız. Zira burası artık bizim ülkemiz. En iyi zamanında içerisinde, yanında olup, zor ve kötü gidişatta onu terk etmek olmaz. Bir ses yankısı gibi, ona ne söylersek, o bize aynısıyla dönecektir. Biz bir şeyler verirsek almaya hakkımız olacaktır. sabredeceğiz, mücadele edeceğiz ve ardından da aydınlık günlere ulaşacağız.

 

Daha Fazla Göster

Mahmut Erozturk

Guncel haber Genel yayin yonetmeni

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu