Köşe Yazarları

Kamil Kopuz’un kaleminden “ÇOCUKLARIMIZ”

Hollanda gündeminde Türk ve Faslı gençlerin sokak eylemleri var, Den Haag, Utrecht ve son olarak Amersfort’ta sağı sola zarar veren kırıp döken gençler. Bu gençler sosyal medyayı kullanarak “canımız sıkılıyor “ ondan böyle yapıyoruz söylemleri ile günlerdir Hollanda gündeminde konu oluyorlar, bir sosyal başkaldırı, bir sosyal kimlik arayışı veya kendilerine gereken ilginin verilmemesi, yaşadıkları toplum içinde kendilerine bir şekilde bizimle ilgilenin, bizimle beraber olun, düşüncelerimize saygı duyun, özgür bırakın bizi, bize karşı sosyal sorumluluğunuzu yerine getirin, bizi bir kerecik dinleyin, yaşamımızı zora sokmayın, bize sevgi ile sarılın, bize insan sevgisi aşılayın mesajini önce ailelerine sonra ait oldukları topluma ve en sonunda yaşadıkları devletin yöneticilerine bu mesajlari veriyorlar diye düşünüyorum..!

Evet yaptıkları eylemler asla tasvip edilemez, sokak eşkiyalığı, vandallik hatta sokak terörü de diyebiliriz. Bu çocukların büyük bölümü bu ülkede doğmuşlar, bu ülkede ilk okula gitmişler, bu ülkede yaşama ilk adım atmışlar. Ama öncelikle yaşama adım attıkları aileleri çocuklarını “ Hollandalı gibi olurlar, dinlerini öğrenemezler, Türk ve Fas kültüründen koparlar “ diye korkuları olduğu için ilk başta yanlış adımlar atarak çocuklarını içinde yaşadıkları toplumdan dışlamışlardır.. İşte ilk dışlanmışlıkla aile içinde tanışmışlardır. Bu dışlanmışlık okul yılları geldiğinde islami okullar, siyahi okullar ile devam ederek iş hayatı gelip çattığında da yeterli eğitim alamdıkları için, yeterli Hollanda diline veya başka bir yabancı dil yeterlilikleri olmadığı için ayrımcılıkla karşılaşmış bir gençlik kitlesi oluşmuştur. Bunda öncelikle aileleri, sonra da Hollanda devleti sorumludur.
Hollanda devleti eğitimde ayrımcı eğitimlere göz kapamış, sözde cemaat ve islam okulları ve siyahi okullara göz yummuştur. Bunu da eğitimde herkes özgürdür istediği eğitimi alabilir bahanesine sığınmıştır ve çocukları bunların kucaklarına itmiştir.
Burada büyük şair Nazım Hikmet Ran’in şu dizisi ne kadar anlamlı
““ Ürkek bir serçe gibi eğme başını,
Kaldır başını ve dimdik dur.
Bu senin değil, ülkemin ayıbı,
Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk.”

Önce aileler olarak biz Hollanda Türk toplumu ve Hollanda devleti olarak bu hırpalanmış çocukları kazanmalı ve eğik başlarından öpmeliyiz …………

Bu Çocuklar hepimizin çocukları, geleceğimiz, dünyamızın en masum en tatli, en şeker canlı varlıkları..

“ Eşlerine ve çocuklarına sarılan, kucaklayan aileler topluma güzel insanlar kazandırırlar.. Çocuklarımıza öncelikle doğa ve insan sevgisini aşılamalıyız.. “

Reklam

Bu çocukları kendi kirli çıkarları için kullanmaya çalışan kriminal her kim, kimse veya dini ve siyasi anlayışa teslim etmeyeceğiz ki onları kazanalım..

Reklam

Ait olduğumuz ve yaşadığımız ülkenin kültürü ile bağlarını nasıl güçlendireceğiz, bu çocuklarımızı nasıl geri kazanacağız diye bolca kafa yormalı, öncelikle Hollanda devleti yetkilileri, Hollanda siyasetçileri ve kurulu Türk sivil toplum örgütlerinin katılımı ile çalıştaylar düzenlemeli ve soruna çözüm aramalıyız.

Yine büyük şarimiz Nazim Hikmet ;
“ Koşuyor 6 yaşında bir oğlan,
Uçurtması geçiyor ağaçlardan,
Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.”

Drunen
Saygılarımla
Kamil KOPUZ
Kkopuz53@gmail.com

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı