HollandaMansetYaşam Sağlık

Koruyucu (preventief) diş hekimliği

Bu ilk yazımı ağız sağlığının temeli olan koruyucu (preventief) diş hekimliğine ayırmak istiyorum. Zamanın modası olan bembeyaz gülüşlere ve implant tedavilerine başka yazılarımızda değineceğim. Unutulmamladır ki en güzel ve pahalı tedaviler yapılsa dahi, ağız bakımı iyi değilse, en kısa sürede ağızda iltihaplar ve hastalıklar başlayacaktır.
Koruyucu diş hekimliğinde hastanın, hekimin ve devletin üstüne düşen görevlerin çok iyi bir işbirliği içinde koordine edilmesi gerekir.
Benim tespitim: Bütün olarak insan sağlığımızda, tabi ki buna dâhil olan diş sağlığımızda da, mikroplarla (vücudumuzdaki ve dışarıdan aldığımız) vücut direncimiz arasındaki bitmez tükenmez bir savaş sürmektedir. Ömrümüz boyunca sağlıklı bir hayat yaşamak için mikroplara karşı kendimizi iyi korumalıyız. Eğer denge mikroplar lehine değişirse bunun hem kişiye hem de topluma ağır maliyetleri olacaktır (Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve hayatın kalitesinin düşmesi gibi).
Yapılan araştırmalara göre, sağlığına özen göstermeyen kişiler diğer insanlara göre ömrünün 15 yılını sağlık hizmeti aramak için geçirmektedir.
Kişisel olarak sağlığımızın öneminin farkına varmamız gerekir. “Bana bir şey olmaz” diye düşünülmemelidir, çünkü mikropların karsısında herkes eşittir.Ağız sağlığımız için bizim yapmamız gereken çok basit bir iş vardır: Düzenli ve tarifine uygun şekilde ağız hijyenine özen göstermeliyiz. Yapılması gereken şey, reklamların çoğunda yanıltıcı olarak söylenildiği gibi 2 dakika değil, mikropların biriktiği ve her fırçalamadan yaklaşık 20 dakika sonra doğal olarak oluşan plağın tamamen mekanik olarak temizlenmesidir. Bunun süresi kişiden kişiye değişebilir. Ağız sağlığının temeli olan fırçalamanın güzel bir şekilde yapılmasının yanında , dişlerin ara yüzlerinin de özel fırçalarla (ragers, softpicks) veya üçgen şekildeki özel kürdanlarla günde en az bir kere temizlenmesi gereklidir. Fırçalama işlemi günümüzün en bilinen iki hastalığını önlemedeki en önemli koruyucu işlemdir. Genelde tavsiye edilen, dişlerin günde 2 defa fırçalanmasıdır. Ağızda oluşan plak ilk 12 saatte çürük oluşması için gereken bakterileri ve asidik ortamı sağlar, 24 saat sonra da dişeti iltihaplarına yol açacak bakteriler aktif hale geçerler. İyi bir fırçalama ile bu iki hastalığın oluşmasını engellemiş oluruz. Mekanik fırçalamanın haricinde diğer ağız gargaralarının ve su fıskiyeli (waterpicks) temizleyici ajanların etkisi çok azdır. Çoğu insanların düşündüğü ve piyasanın da reklamlarda sunmaya çalıştığı gibi o harika ilaç (hap veya gargara) daha icat edilmedi. Bu konu üstünde çok fazla mikrobiyolojik araştırmalar yapıldı, yapılıyor, yapılacak ama bence kalıcı bir çözüm insan doğasına aykırı. Sadece özel durumlarda (cerrahi işlemler sonrasında) kısa süreli kullanılabilen ağız gargaraları mevcut ama etkinlikleri kısa ve sınırlı.
Yirmi beşinci yasa kadar diş çürüğü ağızda en çok görülen hastalıktır. Daha fazla gençlerde görülmesi, yiyecek içecek ve temizlikle ilgilidir. Aşırı şekilde tüketilen asitli, karbonhidratlı yiyecekler ve içecekler ağızdaki ph (asit derecesini) riziko sınır olan 5,5 altına düşürmektedir. Yarım saatten fazla ve sık oluşan asitli ortam dişlerin minesinde erimeleri sağlayarak çürük oluşturmaktadır. Son yılların modası enerji içecekler ve diğer asitli içecekler bu olayı hızlandırmaktadır.
Küçük çocuklarda da sık görülen biberon çürükleri çok çabuk bir şekilde yaygın çürüklere yol açarak çocuğun yemesini, içmesini ve erken diş kaybıyla birlikte gelişimini negatif etkilemektedir.
Yirmi beş yaşın üstünde dişeti hastalıkları en çok diş kaybı nedenidir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, çok iyi yapılan ağız temizliği, var olan diş eti hastalıklarını %80 oranında çok kısa sürede (7-10 gün) geçirmektedir.
Altı ayda yapılacak diş hekimi kontrolü sayesinde bu hastalıkların ve diğer gelişim bozukluklarının zamanında tespit edilmesiyle olayın büyümesi engellebilinir. Diş hekiminin kontrol sırasında saptadığı hastalığa göre kişiye özel ve durumuna en uygun tedaviyi yapması ve hastanın gerekli tedbirleri alması zorunludur. Hastanın bakım ortamını en uygun seviyeye çıkarmak için kontrollerin sıklığını sağlamalı, bu yolla da hastanın motivasyonu ve bilgi seviyesi artırılmalıdır. Bunun yanı sıra çocuklara düzenli flor uygulamaları sunmalı, bu gerek görülürse yetişkinlere de verilebilmelidir. Çok özel durumlarda (temizlik iyi ama yine de çürük oluşuyorsa) flor içeren ağız gargaraları tavsiye edilmediler.
Devletin de halkının ağız sağlığı için insanları bilinçlendirmesi (eğitim), fiziki tedbirleri almış olması (suların klorlanması), düzenli hekim kontrollerini teşvik etmesi, bunun önündeki engelleri kaldırması ve ağız-diş bakımını denetlemesi lazımdır.
Aslında yapılması gerekenler çok basit ama bunun için kişisel ve toplumsal alışkanlığın değişmesi gerekmektedir. Eğer bunlar yapılabilirse geleceğe yönelik hem daha sağlıklı adımlar atılmış olur hem de ödenebilinir bir sistemin kurulması gerçekleşir.

Daha Fazla Göster

Mahmut Erozturk

Guncel haber Genel yayin yonetmeni

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu