HollandaManset

Sol gösterip sağdan vuranlar!

Değerli okurlarım, artık okurlarım diyebiliyorum çünkü gerçekten çok güzel tepkiler alıyorum.. Olumlu tepkilerden tutun “Erkek düşmanı” ve “Feminist” ilan edilişlerimden çıkın.. Erkek düşmanı ve feminist olmadığım halde.. Bende anlamadım.. Yazılarımın amacı insanları düşündürmekti ve bir nebze olsun düşünmelerini sağlamışım. Ne mutlu Türküm diyene! Ya da Türkiyeliyim diyene..

 

Bu haftanın konusu Sol gösterip Sağdan vuranlar.. Peki, bunlar kimlerdir? Sol gösterip sağdan vuranlar da farklı “cinslerden” oluşmakta.. Kısaca bir kaç tanesini sıralıyorum;

– Dini kotu amellerine alet eden embesiller

– Ak kaşıklık taslayan kırolar ve muşmula suratlılar

Reklam

– Hollanda’da solcu olup Türkiye’de sağcı olanlar

Kısacası olduğu gibi görünmeyenler! “Şenay sen göründüğün gibi misin?” Sorusunu işitir oldum. Evet, göründüğüm gibiyim çünkü ben deliyim! Akıllı delilerden tabi ki! Yukarıda bahsettiğim cinsleri kısa da olsa açıklamamı bekliyorsunuzdur siz şimdi.. Ne demek efendim! Vazifemiz! Fakat önce “kıro” kelimesini açıklıyorum.. Burada doğulu erkeklerden falan bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın.. Görgüsüzlerden bahsediyorum.. Bizim Karaman’da bile var yani.. Muşmula suratlılarım da üstü Mekke olup altı Paris olan bacılarım..

 

Şimdi, dini kötü amellerine alet eden embesiller de çeşitli “cinslerden” oluşmakta.. Fakat benim burada kast ettiğim embesiller; “dışım cennet, içim celile kuyusu” yani dıştan dört dörtlük Müslümanım fakat içimi ne sen sor ne ben şöyleyim çünkü kafamın içinde tilkiler volta atıyor..! Hayatta şunu artık kesin öğrendim.. Eskiden 5 vakit namaz kılan, oruç tutan ve diğer gerekçeleri de yerine getiren insanlardan korkmamamız gerektiğini düşünürdüm!

Sonuç; Hayal kırıklığı.. Gerçi o zamanlar 20, 21 yaşlarımdaydım.. Bir de o zamanlar, gerçi hala öyleyim, saf ve temiz kalpli bir köylü kızıydım.. Sonra Şehre indim ki.. “Allaaaaaaaaaaah” dedim..! Zikir çekmek için demedim, şaşkınlıktan dedim canim! Artık Müslümanlıkta görsel ve içsel Müslümanlıktan bahsedebiliriz.. Embesillerimiz saolsun..

 

1930376_20293974159_258_nGelelim benim meşhur “Ak kaşıklar”ıma.. Canlarım benim! Canımın bir zerresi bile size feda olmasın! Batsın bu dünya.. Yok canim dünya niye batıyor? Hayat güzel.. Yasamak ayrı bir güzel.. Siz batın yerin dibine dibine! Gerçi bir top kefenle hepimiz yerin dibine batacağız ve dünya dönmeye devam edecek.. Kıyamete kadar.. Kıyametten sonra “Hesap Zamanı”! Oleeeee! Ak kaşıklar sayesinde ben yerimi garantilemiş durumdayım cennette.. Siz?

Ak kaşıkların ne olduğunu anlamışınızdır herhalde.. Su yüzümüze gülüp arkamızdan kuyu kazanlar, damgalayanlar, yargılayanlar, ötekileştirenler, kimliksizleştirenler… Hatta insan düşünce bir de “Ak kaşıklar” vurur.. Ne ala memleket! Halide Edip Adıvar’ın 1926’da çıkan kitabin ismi aklıma geldi yine.. “Vurun Kahpeye” gitsin ya! Fakat hikâyede güya “kahpeye” vuranlar kahpeydi.. Gerçek hayatta olduğu gibi yani.. Neyse, siz siz olun.. Kırolara ve muşmula suratlılara dikkat edin..

 

Ve siyaset.. Hayatimizin önemli bir parçası haline gelen siyaset, siyasetçiler ve partiler.. Yıllarca Hollanda’da yaşayan Türklerin çoğunluğu İşçi partisini desteklemiştir.. Sosyalist bir parti fakat Türkiye siyasetinde genelde sağ partileri destekleyen insanlardır bunlar. Gerçi Türkiye’nin soluyla Hollanda solu arasında fark var.. Biz Türkiye’de “sol”cu olmayan partilere bile sol deriz.. Sol’un en güzel yanı nedir bilir misiniz? Kapitalist sisteme karşı gelmesidir.. Peki sağ? Meçhul.. Bir fabrika isçisinin Türkiye’de solcu olmasını beklerken sağcıdır.. Sebebi mi? Din! Laik ülkeyiz ya hani biz.. Dini ve devleti ayırmıştık ya hani biz.. Ama hala turban, eşarp ve örtüye karışırız.. Birilerine göre onlar yobazdır, diğerine göre diğeri ayyaştır, dinsiz ve imansızdır.. Falan filan.. Sanki bunu yargılaması bize düştü.. Haşa Allah mıyız neyiz anlamadım ki.. Birbirinizi yargılamaktan ne zaman vazgeçmeyi planlıyorsunuz? 2016’ya yetişir mi? Millet atomu parçaladı, Ay’a gitti biz hala nelerle uğraşıyoruz.. Neyse merak ediyorum.. Biz Laik miyiz gerçekten? Peki, hadi diyelim laik bir devletiz.. Diyanet işlerimiz var.. Demek ki ayıramamışız daha.. Laikleşmiş olabiliriz ama laik değiliz! Bu konu zaten başlı başına ayrı bir konu.. Neyse, ben sol yanımı severim, orda yüreğim var.. ve aslında siyaset yürek işidir.. Sol yanın işidir.. Neden mi? Vicdanım yüreğimdedir.. Adalet de yüreğimdedir..

 

Bu hafta sözümü Nejat İşler’in sözüyle bitirmek istiyorum.. “Yanlış yapıyorsam, doğrusu hoşuma gitmemiştir.” Her doğru doğru değildir. Her yanlış da yanlış değildir.. Doğru neye göre doğru? Yanlış neye göre yanlış? Belki senin doğrun benim yanlışımdır? Bu ihtimali hiç düşündünüz mü? Düşünün, düşünün.. Bunu da düşünün…

 

Deli Köylü sever sizi..

 

Sevgiyle kalın,

 

Şenay Tosun

 

Daha Fazla Göster

Mahmut Erozturk

Guncel haber Genel yayin yonetmeni

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu