Köşe Yazarları

TOPLUMSAL ÇÖZÜLME VE ÇÜRÜME

Toplumların bir arada huzur ve mutlu şekilde yaşamaları toplumun ahlaki, toplumu bir arada tutan normlar ve değerler,aile, eğitim, siyaset ve din kurumlarında başlayan çürüme bunların tedavi edilmemesi sonucunda halkın büyük çoğunluğunda bunlara karşı güven erezyonu oluşurak bu değerler zamanla toplumsal çözülmeye neden olur..Bütün bunların sonunda toplumda oluşacak kaos, hem, ahlaki hemde iktisadi hemde geleneksel alanda sosyal patlamalara ve de sosyal itaatsizliklerle büyük çöküşler meydan getirir. Bunun sonucu olarak suç oranlarında artışlar yaşanır, toplumsal kurumların içleri boşalır, halkın devletine, devletinin de halkına güveni ortadan kalkar..

 


Toplumlar öyle bir duruma gelir ki; artık hırsızlık yapan, toplumu uyuşturucu ile, gida ile, din ile zehirleyenler, yalan beyanlarla devletini dolandıranlar, yalan sözlerle kadınları, kızları, çocukları duygusal sömürü ile sömürenler tecavüz edenler, öldürenlere karşı toplumsal tepkiler azalır, okumayan, sorgulamayan, düşünce üretmeyen uyuşuk insanlar haline gelirler. Toplumun bu hale gelmesinden memnun olanlar gerek basın yayın orgnlarını, yazılı ve görsel medya ile sosyal medyayı kullanarak toplumlara korku, güvensizlik ve bilgisizlik aşılıyarak esir eder köle haline getirerek kendi dünya görüşlerinin en doğru olduğunu bir şekilde onların beyinlerine işlerler ve köle esir haline gelen toplumları sürüler halinde kolayca sömürürler, güderler. Bu süreçte insanlar kör olur görmezler, sağır olur duymazlar,görüp duyup da konuşmazlar, engel olmaya çalışmazlar..

 2000 binli yıllar itibari ile dünyayı yöneten para gücü, emperyaist devletlerin de yardımları ile  insanları evlerinde esir almak için labaratuvar ortamında ürettikleri virüslerle insanlara korku, dehşet vererek köle olacak toplumlar yaratma çalışmaları hızla sürdürülmektedir. AIDS, Ebola, kuş gribi, domuz gribi, sars ve son olarak coronavirüs örneklerini gösterebiliriz. Yıllarca dinleri kullanarak insanları köle yapmaya çalıştılar tam anlamı ile tutmadı, gıdaların genlerini değiştirerek yapmaya çalıştılar tutmadı, savaşlarla yapmaya çalıştılar  – ki hala küçük coğrafyalarda devam etmesine rağmen – tutmadı ama son olarak coronavirüs ile insanların nefeslerini keserek, evlerde esir ederek ( sokağa çıkma yasakları, sosyal alanlarda maske takma zorunluluğu ) başarmaya çalışıyorlar ama yine tutmayacaktır. Çünkü evrenin bir parçası olan insanoğlu özgürlüğe, barışa, huzura, birlikte yaşama alışkanlığı, seyahat etme özgürlüğü, düşünme ve sorgulama özgürlüğüne asla engel olamıyacaklardır.

 Toplumlarda bireyler kendi aralarında güven duygusunu inşa etmeli, her alanda dürüstlüğü, verilen sözlerin tutulması, aile içi ilişkilerde anne babanın ve çocukların kendi aralarında ki bütün sosyal ilişkilernde dürüst olduklarının güvenini birbirlerine karşı davranışları ile hissettirmeli ve bu güvenbağını oluşturmalıdır..Aile ilişkilerinde koca karısına kadın kocasına tam olarak güven duymalı ve bu güveni sarsıcı hiç bir eyleme bulunmamalıdır ki aynı güven duygusunu çoçuklarına verebilsinler. Aileden başlayan güven önce arkadaşlık, dostluk ve diğer aile bireylerine ve de yaşadığı sosyal çevreyle birlikte kendini yönetecekler doğru yukarıya doğru bütünleşerek gider ve toplumlar kendilerini yönetecek siyaset kurumlarını oluşturarak bu sefer de yukarıdan aşağıya doğru bir güven ortamı oluşur ve bu güven duygusu devletin bütün kurumlarının bağımsızlığı ve sorumlu oldukları alanlarda özgürce hesap verebilirlilik ve şeffaf yönetim anlayışı ile yönetilmesinden geçer..

Reklam

 Leslie Lipson; “ Uygarlığın Ahlaki Bunalımları “ isimli kitabını şu son söz ile bitirir;

Birlikte yaşayacağımız daha iyi değerleri seçerek şimdiki tehlikeleri aşacağımız sonucuna varmak makuldür. Ahlaki bir devrim olmaksızın hiç bir uygarlık kalmayacaktır; ve uygarlıkta ilerlemeler olmaksızın insan diye bir şey kalmayacaktır. ( Lipson 2000 ; 308 ) 

 Sonuç

 İnsanlık ahlakin ve tüm erdemlerin değerini tekrar keşfetmedikçe ne ülkeler bazında ne de dünya ölçeğinde çözülmelerden kurtulabilir. Birbirinin kanını içerek medeniyet tarihine kara sayfalar ekleyen devletlerin kendi içinde bir büyük çözülmeyi durduramıyacağını düşünmesi gerekiryor. Tüm toplumların, bir “ büyük toparlanma” için kendi “ modus operandi “lerini; yani işleyiş tarzlarını belirlemeleri gerekiyor.İnsanlığın şirazesi başarıyı, hırsı, kapitali, çeşitli güç odaklarını ve bencilce hisleri ölçmekten bir an önce kurtularak, bunların yerine yeniden ahlaki, erdemleri, bilgeliği, fedekarlığı, başkalarını düşünmeyi, paylasmayı ölçer hale gelmek zorundadır. Yoksa dünya, yaşanacak bir yer olmaktan uzaklaşacak ve çözülen sadece toplumlar değil, evrenin tümü olacaktır. ( ALINTI ) Mesut  HAZIR  Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi

 Ülkemiz Türkiye’den ;

 Enver Gökçe ( 1920 – 1981 ) Derdini, ekmeğini bölüştüğüm
Türküleriyle bizi ağlatan memleketlim.
Karadeniz’in Rumelikarı tütünü,
Bende türküler oldu ağlamaklı,
Bende türküler oldu dizim dizim.
Doldurdum sineme, ciğerlerime,
Doldurdum derdi mihneti
Pamuk tozunu, kömür tozunu;
Memleketimin şarkıları kadar acı çektim.
Ben Ahmet Çavuş’um
Attığım kurşunlar gitmezdi boşuna
Şimdi kuzgunlar iner taze leşime
İki kere kesemden everdiğim
Dost dediğim kıydı bana.

 Ünlü komedyen Cem Yılmaz; “Cezaevleri bilgi yarışması olsa, Türkiye açık ara birinci gelir. Öğrencisi, avukatı, gazetecisi tutuklu. Hırsızlar ve sapıklar serbest. “

Rize’den değerli kardeşim; Recep Koyuncu ;

Keçisiniz işte, arkanızı dönerek aynaya bakın, görürsünüz. Bizi bilenler bilir, sizin bilmeniz, sizin sorununuz. Hadi az ötede ki çöplüğünüz de kemirmeye, yaşamaya devam edin..

Son olarak

 Milletini yokluğa düşürerek sabır telkin edenlerler, askıda ekmek vaadi yapanlar acaba vıcdanları rahat mı? Yoksa “ ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler “ diyen Fransız Kaliçesi Marie Antoinette gibi halkının ihtiyaçlarına Farnsızlar mı?

 Kamil Kopuz Drunen 20 Ekim 2020

Kkopuz53@gmail.com

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu