Umut değil midir insanı ayakta tutan!

Nuray Özçelik
Nuray Özçelik
  • 03.05.2017

Umut değil midir insanı ayakta tutan!

Her yeni güne iyi dileklerde bulunarak başlarız. Yeni bir başlangıç, daha iyi bir yaşam dileriz.

Umudumuzun içinde de çocuklarımızdan bir parça barındırırız: Büyüsünler, okula gitsinler, vatana millete yakışır hayırlı evlat olsunlar, diye.  Sonra Dünya’yı  sarsan ‘çocuk ölüm haberlerini’ duyarız. İçi yanan analar, ağlayan babalar, yıkılan evler, kardeşlerin yürek burkan feryatları içimizi ürpertir!.. Ürpertir ürpetmesine de; hiçbir şey yapamadan öylece bakakalırız, Sonra kendi çocuklarımıza  yöneliriz ve bir şey söylemeden, korkuyla sarılırız evlatlarımıza.

Her gün televizyonlarda ya da etrafımızda görüyoruzdur  her türlü  ağır işlerde çalıştırılan minicik bedenlere sahip çocukları… Savaşta suçu günahı yokken ölen çocukları ve onların bitmek bilmeyen acılarını… Dünyanın dört bir köşesindeki bu savunmasız, bu masum çocukların perişan halini görünce kendi çocuklarımızı biraz daha sıkı sararız bağrımıza, bir an için kendi çocuklarımızı onların yerine koyduğumuz için, once korkuyla yani. Ve sonra şükrederiz içimizden; yanımızdalar, güvendedirler diye kendi çocuklarımız.

Yalnızca savaşlarda telef olan çocuklar değil; anne babaları, aileleri tarafından bir eşya parçası gibi satılığa çıkarılan minik çocuklar…

Gecenin zifiri karanlıklarında şehirlerin en tehlikeli sokaklarında dilenen, başıboş gezen, uyuşturucu kullanmaya ve uyuşturucu satmaya zorlanan zavallı çocuklar…

Lanetlilerin, zalimlerin, savaş baronlarının, silah satıcısı alçak ülkelerin, dünya sermayesini yöneten faizci mâlum hırsızların, zalim diktatörlerin ve kendi kişisel ve grup menfaatlarini halkın menfaatinin üstünde gören aşağılık politikacıların çıkardıkları savaşlardan kaçarken denizlerin derinliklerinde nefessiz kalıp boğulan minik çocuklar…

Gözleri kadar, yüreklerinden yaş gelen minik bedenlerin çığlıklarına sahip çocuklar…

Onlar ki; her biri tertemiz, masum, hiçbir şeyden haberleri olmayan cennet kokulu çocuklar…Işıkları söndürülmüş, karanlığın içerisine atılmış, elleri kolları ve tüm bedenleri parçalanmış suçsuz günahsız ve de masum çocuklar…

Değerli okurlar; bu yazımda, biz büyüklerin hatalarının,

günahlarının bedelini en ağır şekilde ödeyen masum çocuklara dikkatinizi çekmek istedim.  Lütfen bu satırları okuduktan sonra gözlerinizi 3 dakika kapatın ve acılar, yokluklar, kan, gözyaşı arasında, bombalar altında yaşama mücadelesi veren dünya çocuklarını düşünün.

Her defasında “Çocukların ne suçu var?” deriz, ama malesef olan hep çocuklara oluyor.

Her ülkede  örgütlenerek, hep bir ağızdan haykıralım: Çocuklar ölmesinler, güzel yarınlar görsünler! Ve sonra, karanlığı aydınlatmak için bir mum da biz yakalım. Nasıl mı? Önce bizle aynı düşünceleri paylaşan çevremizdeki insanlarla bir araya gelelim. Sonrasında birlikte neler yapabileceğimize beraberce karar verelim. Göreceğiz ki birlikten kuvvet doğacaktır. Yeter ki önce bir silkinelim bu ilgisizliğimizden, vazgeçelim bu sessizliğimizden!

Unutmayalım: Bizim geleceğimiz çocuklarımızdır…

Mahmut  Eröztürk

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ