Kamil Kopuz

Kamil Kopuz

21 Mart 2022 Pazartesi

DÜŞÜNCELER

DÜŞÜNCELER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Toplum olarak öncelikle kendimizi eleştirme ve geliştirme kültürüne ulaşmamız gerekmektedir..

 

Âhlaki yapımızı sorgulamalı ve her alanda âhlaklı olmayı ön plana alarak kendimize bir yaşam biçimi oluşturmalıyız ..

 

Ön yargılardan kendimizi arındırmalı çok okuyup, çok araşmalıyız ki doğruları bulmada ki eksikliklerimizi gidermiş olalım..

 

Dinliyerek değil, çok yönlü yazılmış eserleri okuyarak doğrulara ulaşma yolunda adım adım ilerleyerek yaşam kalitemizi yükseltmeliyiz..

 

Kesinlikle ama kesinlikle dünyanın en büyük felsefe yapan üstadların eserlerini büyük bir “ MERAK “ içinde okumalıyız..

 

Geleceğin dini büyük ihtimalle “ BİLİM “ mı acaba ?..

 

İnsanlar artık birbirlerine değil de “ PARA “ ya güvenmeye yöneldi ve bundan dolayı dünyamızı yaşanmaz hâle getirmek için büyük uğraş veriyorlar..

 

Hep istiyoruz, amma karşılığında ne veriyoruz?

 

Aldığımız hizmetlerin bedelini ödemede dürüst olmayı düşündük mü? Ve her alınan hizmetin mutlaka bir bedeli olduğunu ve bu bedeli ödemek için maddi ve manevi gücümüzden bir şeyler vermeyi düşünen insan olabildik mi? Yani “ hep keser mi kullanmayı alışkanlık hâline getirdik, ama bir de rende kullanmayı düşündük mü ? “ !..

 

Aldatmayı düşünmemek ve reddetmek bizim en büyük idealimiz hatta yaşam felsefemiz olmalı ki insan olarak yasadığımız dünyaya değer katabilelim..

 

Kadın erkek eşitliğine her zaman taraf olunmalı ama bunun ayarını her iki taraf da çok iyi yapmalı ve de karşılıklı saygı, sevgi, tolerans, hoşgörü, tahammül asla unutulmamalı diye düşünüyorum……

 

Yapılan en küçük bir hatadan bile insanlardan “ özür “ dilemeyi kesinlikle yaşamımızın bir parçası hâline getirmeliyiz..

 

Her düşünceye, inanca, sosyal yaşam biçimine , çevreye, sosyal yaşam alanlarına gereken saygıyı büyük bir titizlikle göstermeliyiz ki kaliteli bir toplum olalım..

 

Yaşamımızı mütevazi bir şekilde, kıskanmadan, hırs içinde olmadan keyif alarak, kalplerde “ SEVGİ “ izleri bırakarak sürdürmek en büyük amacımız olmalı ki yaşadığımız dünyayı arkamızda güzel izler bırakarak terk edelim ve sonsuza kadar yaşayalım..

 

Yaptıklarımızdan, düşüncelerimizden dolayı eleştirilere karşı her zaman saygılı kalmayı, eleştirileri dinlemeli okumalı ve dersler çıkartarak kabul etmeli ve gerekli dersleri çıkartarak yolumuzu aydınlattı bu eleştiriler diyebilme olgunluğunu göstermeliyiz…

 

Biz insanlar her zaman aynı düşüncede olamayız.. Tartışırken ses tonumuzun ayarını çok iyi yaparak saygınlığımıza asla gölge düşürmemeliyiz..

 

Konuşurken sesimizi hep alçak tutmayı alışkanlık hâline getirmeliyiz ki çevremize ses kirliliği yaratmıyalım..

 

Bizlere verilen görevi yaparken kesinlikle adil, güvenilir, hak edici ve insanların yararını ve de yasalara, kurallara uygunluğuna azami titizlik göstererek yerine getirmeliyiz…

 

Normal yaşamımızda insanlarla karşılaştığımız da “ merhaba “ , “ günaydın “, “ iyi akşamlar “ demeyi alışkanlık hâline getirmeliyiz ..

 

Ve düşünce için söylenen güzel sözlerlerden bir demet ..

 

 

Düşünceler güçle, top ve tüfekle asla öldürülemez. – Mustafa Kemal Atatürk

 

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür… Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür… – Mahatma Gandhi

 

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. – Mustafa Kemal Atatürk

 

Kamil KOPUZ

 

Drunen

 

20 Mart 2022

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

SADE YAŞAMIN HUZURU

SADE YAŞAMIN HUZURU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evrende bizden başka canlılar var mı? Başka gezegenlerden bir kanıt gelmediği için dünyamızın “Evrende canlı yaşamın olduğu tek gezegen “ olduğunu kabul etmemiz gerekiyor..

Dünyamızda ki bütün canlılar farklı yaratılmışlardır. Bitkiler, hayvanlar ve biz insanlar……..

Farklılıklar biz insanların en büyük zenginliğidir. Yaşamımızın anlamının ne olduğunu bize anlatır ve yaşamdan tad almamızı sağlar .. O kadar mükemmel bir yaşam ortamında yaşıyoruz ve vücudumuz da ki sistemler olağanüstü bir çalışmanın ürünü olarak bu ortamda bizlere sunulmuştur.. Yaşama ortamımızın olmazsa olmazı güneş, ay, su toprak ve hava ile bütünleştirilimiş olarak bizlere sunulmuştur.

Bütün bunlara karşın insanoğlu denilen canlılar vahşice bir anlayışla doğayı, yaşam alanlarını, canlıları, suyu, toprağı, havayı kirletmek için büyük mücadele vermiştir ve vermektedir ve gezegenimizi yaşanmaz hale getirmektedir..

Bir yandan çok yenilen yemekten “obezite “ hastalığı ile yaşamını yitirenler diğer yandan açlıktan yaşamını yitirenler…

Korkuç bir dengesizlik..!

O kadar doymaz midelere sahip olanlar yalnızca kendilerini düşünmekte, benden sonrası TUFAN olsa önemli değil, yeter ki ben her şeyin sahibi olayım, maddi gücüme maddi güç katayım, sofram her zaman zangin ürünlerle dolu olsun azını tüketeyim artanı çöpe atayım ne olacak anlayışı ile yarını yarınları, gelecek nesilleri asla düşünmeden iğrenç yaratıklar olarak anılmayı kabul ederek bir şekilde yaşamlarını sürdürmek için var güçleri ile ezerek, yıkarak, yakarak, katlederek, kirleterek dünyamızı yaşanmaz hale getirmektedirler..

Hiç düşünmezler onlar!

Onlarda merhamet, paylaşım, acıma duyguları yoktur..

Onlar sadece canlılara huzursuzluk vermek için inşa edilmiş yaratıklardır..

Ama doğa da yaşayan canlılar kendileri için yaşamazlar mutlaka birbirlerine ve biz insanlara yararları vardır.. Ürettikleri hep başkaları içindir, var olan nesiller ve gelecek nesiller için üretirler.. Kendilerinin karınları doyduğu zaman asla saldırmazlar, avlanmazlar, tüketmezlez ve tükettikleri karınları doyuncaya kadardır.

Şimdi soruyorum?

Gezegenimiz dünyayı bu hale getirenlere hitabimiz nasıl olmalı?

Yanıtım “ Bir anlık tatmin olurlar ama evrenin sonsuzluğunda cehennemi yaşaycakları kesindir “!

Mütevazi ve sade bir yaşamı ve olanla yetinmeyi seçtiğimizde huzura kavuşmak varken, neden bu doyumsuzluk?

Neden bu kadar iğrençlik…?

Gerçek huzuru bulmuş bir gönül dostumdan ALINTI

“ Kendimden yukarıdakilere hiç bir zaman özenerek bakmadım, ama kendimden aşağıdakilere baktım ve elimden gelen bir şey olduğunda elimi uzattım yardım etmeye çalıştım “ .. İşte gerçek insan olmanın yolu bu kadar kolay.. Kolayı varken neden zorlaştırıyorlar?

Albert Einstein den ; “ Mütevazi bir yaşam şuursuzca başarı peşinde koşulan bir huzursuz yaşama göre daha fazla mutluluk verir “…!

Mütevazi yaşam insana huzur verir, insanı değerli kılar ve evrenin sonsuzluğuna huzurlu bir şekilde yaşamay onay verir…

Son olarak; “Düşünceleriniz, duygularınız ve davranışlarınız ölüm sonrasında da yaşayacağınız hayatı belirleyen en büyük etkenlerdir “ !

Dostça sevgilerle….

Kamil KOPUZ

 

 

Devamını Oku

ACILARIN DAMLALARI

ACILARIN DAMLALARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşamımız hep süprizlerle doludur; Evren de bize sunulan dünya ve bu dünyada ki bütün canlılarla birlikte ortak yaşamımız bize her an acı, tatlı süprizler sunar.. Gün gelir mutlu haberler alır, gün gelir acı haberlerle sarsılırız ve göz yaşlarımızı damlalar halinde akitiriz çünkü o göz damlaları bize akıtmak için verilmiştir.. Mutlu haberlerde  de yüreğimiz atar dudaklarımızda gülücükler oluşur, hatta kahkahalar atarız..

Her zaman yanında olan dostları ile bazen acılara, bazen sevinçlere yürür insan ve bazen elinde bir kırmızı bir karanfil ile bazen de gözlerinde yaşlarla… DOSTLUK “ne güzel bir kazanç” !.. DOSTLAR uzaklarda olsa bile varlıkları insana en büyük gücü verir ve teslim olmaz acılara.. Ve bir başka anlam kazanır mutluluklar, sevinçler!..

Çocuklarınla paylaşamadığın üzüntülerini DOSTLARLA  çekinmeden paylaşır ve akitirsin göz yaşlarını çekinmeden damla damla…..

Ve kaybettiklerin!

Sevdaların!

Yakınların!

Arkadaşların!

Dostların!

Onlara kalbinde açtığın çok özel odacıklarda saklarsın sonsuza dek ve bilirsin ki bir gün EVRENİN bir yerinde yeniden kavuşacağini, yeniden bir yaşamın başlayacağını ve özlemin biteceğini…

VE SEVDAN

Bir gün sana veda ettiğinde ki anı şok içinde geçen bir zaman sonrası yeniden özlemle, hasretle sevdayla , göz yaşlarınla yaşamaya baslarsın sevdanla yaşadıklarını …Bu film hiç bitmez ! Ta ki ona kavuşacağın ana kadar…. Ha bu süre zarfında yaşamında olacak bütün değişmeler, bütün yaşanılacaklar kalbinde ki o ayrıcalıklı odasında olan sevdan ile beraber var olur ve onun alnında ki veda öpücüğün hep kalır orada..

Evrende  hiç bir şeyin kaybolmadığına inanırım, sadece bulunduğun ve yaşadığın yer ve zaman değişir o kadar! Çünkü evrende her şey büyük bir hızla hep değişiyor ve zaman sonsuz olduğu için bizlerde  sadece yer ve zaman değişimi ile beraber başka yerlere savruluyoruz. Başka dünyalara başka evrenlere ve başka yaşanılacak yerlere ama sevdalarımızla beraber..

Dünya yaşamımıza da her yıl dört mevsimiz yaşarız ama mevsimler hep aynı değildir değişirler bir yıl çok sıcak, bir yıl çok soğuk bazen ilik, bazen ilikten öte..Bazen sevdiklerimizi kaybettiğimiz mevsimler, bazen yeni yaşamımıza kattığımız  SEVDAMIZLA yaşadiğimiz mevsimler ve bazen de kucağımıza aldığımız çocuklarımız ve torunlarımızın mevsimleri..

Ne güzel demiş Henry Beecher ;

“ Sevgi dünyadaki yaşamın aktığı nehirdir “ !..

Kimse sorsan seviyor da önemli olan “ yakışıklı “ sevmek !

Sevgiyle kalın dostlar…

Kamil KOPUZ

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

YAKIŞIKLI

YAKIŞIKLI
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Toplumlarda genellikle erkekler için kullanılan bir sıfat olarak kabul edilirse de bu sıfatı gündelik yaşamımızla kadın erkek olarak birlikte bütün yaşamımızda kullanabilirsek gerçek anlamda insan oluruz düşüncesi ile “yakışıklı “ kelimesini irdelemeye çalışacağım.

Geçen ay çok değerli bir dostum Psikolog Dr. Hüseyin Kayapınar’ı ziyaret etmek için Amsterdam’a gittim .. Hoş sohbetimizin bir yerinde akademisyen amcasının yaşamında çok kullandığı “ yakışıklı “ kelimesinden bahsederek sevgili amcam “ insanın yaşamında yaptığı bütün işlerin insana yakışır bir biçimde olması için bu kelimeyi unutmadan her işinde “ yakışıklı “ olması gerektiğini sürekli bizlere öğütlerdi “ dedi..

Ne güzel insanlar ki yaşamlarında ki bütün eylemlerinde “yakışıklı “ olabilseler dimi?..

Yaşamımıza değişik meslek gruplarında bir çok insan tanırız; terzi, marangoz, demirci, boyacı, siyasetçi, yazar, gazeteci, doktor, avukat, polis, öğretmen, asker, yargıç, inşaat ustası, mimar, mühendis, toplum bilimci, ilahiyatçi, garson, iş adamı, aşçi, yönetici, futbolcu, hakem ve son yıllarda ise bileşimci, yazılımcı, sunucu, sanatçi, oyuncu, müzisyen……….. devam eder gider.. Bu insanlar yaşamımız da yer alırlar hemen hemen hepsi ile mutlaka bir bağlantımız vardır..

Ve bir çok meslek grubunda ki insanlar mesleklerine başlamadan önce “meslek andı “ okuyarak diplomalarını alırlar ve meslek yaşamlarına başlarken and içerler ve bu dünyanın her ülkesinde vardır ve andlarında geçen kelimeler birbirine çok benzerlikler gösterir..

“ Mesleklerini icra ederken insanlara karşı tarafsız ve eşit davranacaklarına, ülkelerinin ulusal değerlerini koruyacaklarına, yasalara saygılı olacaklarına, yasalara, ahlâka meslek onuruna ve kurallarına uygun davranacaklarına, kendilerini insanların hizmetine adayacaklarına, insanların yaşamlarına saygı göstereceklerine, mesleki sırlarını saklayacaklarına, din, milliyet, cinsiyet, cinsel tercih, ırk ve siyasi görüş farklılıklarının görevleri ile vicdanları arasına girmesine izin vermeyeceklerine, bütün görüş ve düşüncelere açık olacaklarına, eleştirilere ve görüşlere her zaman saygılı olacaklarına namusları ve onurları üzerine söz vererek and içerler “..!

Bu sözleri tam anlamı ile yerine getirenler “ yakışıklı “ insanlardır. Ya yerine getirmeyenler onlarda çırkın insanlar olarak yâd edileceklerdir..

Bütün bunların bilinci içinde mesleklerine yeni başlayan, yeni görevler üstlenenler, makamlara gelenler, seçilenler, seçenler, yönetenler, emanet edilenler , yaptığınız her iş, söylediğiniz her söz, attığınız her imza “yakışıklı“ olsun… Sizden sonra geriye kalplerde güzellikler ve sevgi kalsın…

“ Yenilen KUL HAKKINI ne Mekke ne de Tekke temizler “ ( ALINTI ) bilinci içinde mesleklerine yeni başlayan, yeni görevler üstlenenler, makamlara gelenler, seçilenler, seçenler, yönetenler, emanet edilenler , yaptığınız her iş, söylediğiniz her söz, attığınız her imza “ yakışıklı “ olsun…Sizden sonra geriye kalplerde güzellikler ve sevgi kalsın…

Cumhuriyetimizin kurucusu Ölümsüz Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk; ulusumuz için attığı her imza, öngördüğü her düşüncesi ile Türk Ulusunun kalbinde “ yakışıklı “ olarak yer almıştır.. O asla yalan konuşmamış, Anadolu Topraklarında yaşayan bütün insanları ayrım yapmadan kucaklamış, ulusunun onurunu her vesile ile sonsuza dek korumak amacıyla da “ ‘Benim naciz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payıdar kalacaktır” sözü ile yakışıklı imzasını atmıştır.

“ Ne tuhaftır. İnsanlardan başka bütün hayvanlarda erkek dişiden yakışıklı”. Nazım Hikmet Ran

Ve

“ Yakışıklı olmak bir meziyet değil:Akıl,zeka,duygulu olmak sevdirir insanı”. Dostoyevski

Son olarak değerli bir akademisyene mesleğinin en üst seviyesi olan göreve getirmek istediklerinde “ben yalan konuşmam” diyerek kal etmediğinde ne kadar “ yakışıklı “ bir davranış sergilemiş değil mi? ( bu değerli akademisyenin ismi bende saklı )

Sevgili dostlar yaşamınız “ yakışıklı ” olsun!..
Kamil Kopuz

Kkopuz53@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

SONSUZLUĞA YOLCULUK HAZIRLIĞI

SONSUZLUĞA YOLCULUK HAZIRLIĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sonsuzluk yolculuğuna çıkanlara yakılmış ve adeta onlara mesaj veren iki halk türkümüz  “ Uzun ince bir yoldayım “ ve “ Yemen türküsü “  en çok sevdiği iki türküydü sevdamın, adeta dilinden düşürmezdi bu iki güzel halk türkümüz.. Bu türkülerimizde en çok sevdiği mısralar ;

 

Uzun ince bir yoldayım

 

Gidiyorum gündüz gece

 

Bilmiyorum ne haldeyim

 

Gidiyorum gündüz gece ( Aşık Veysel )

 

VE

 

Havada bulut yok bu ne dumandır

 

Mahlede ölü yok bu ne figandır

 

Şu yemen elleri ne de yamandır ( anonim )

 

Aslında sonsuzluk yolculuğuna çıkanlar kendilerinden sonra dünyaya gözlerini açanlara “yer açmaktadırlar “ işte bu yolculuğa çıkanların  insanlığa yaptıkları son görevdir diye düşünüyorum, gün gelecek hepimizi bu görevimizi yerine getireceğiz tabii ki arkamızda hoş bir seda bırakarak bu yolculuğa huzurla çıkabilenlerden olabilirsek.. Aslında hiç de zor değil bunu başarmak, sadece sevgi dolu bir kalbe, paylaşma ve yardımsever ve de paylaşmayi düşünebilecek bir vicdana sahip olabilmek…

 

Hastalığı boyunca rolünü çok iyi oynayan ve hâlâ oynamaya devam eden usta bir tiyatro sanatçısı sevdam.. Her şeyin çok iyi farkında ama kadın ve anne olarak ailesini sevgi çemberi ile kuşatarak korumak görevini son nefesine kadar sürdürme inadından asla vazgeçmedi bu da biraz karadenizliliğinden olsa gerek galiba… Karadeniz insanına hirçinliği, inadı, mücadele gücünü denizi ve doğasi ile veriyor zaten.. Geçenlerde sevgili arkadaşlarımdan biri bana “ kadınlar demir biz erkekler çeliğe benzeriz “ demişti….

 

Sonsuzluk yolculuğunda  her zaman var olan EVREN’nin bir yerinde sevenler mutlaka buluşacaklardır diye inananlardanım.. Aslında EVREN’de hiç bir şey yok olmuyor sürekli değişim var,  yer ve mekanlar değişiyor o kadar ve yaşam devam ediyor diye düşünüyorum..

 

Evrende hiç bir şeyin sonu yoktur, her şey bir sistem içinde varoluyor ve yeniden doğuyor ….

 

Bu süre zarfında ben bunları düşünerek sevdamla hep beraber olmaya çalışıyorum ayakkabılarımı giyip kendimi bazen dışarı atıyor, gezdiğimiz yerlerde dolaşıyor, kahve içtiğimiz kafelerde kahve içiyor, yemek yediğimiz yerlerde yemek yemeye, gezdiğimiz sokaklarda yürümeye ve girdiğimiz mağazalara girerek alışveriş yapmış görünmeye çalışiyorum ve hâlâ aynı yerlerde dolaşarak bir nebze içimde biriken acıları atmaya çalışır gibi yapmaya çalışıyorum ama sevdam kadar rol yapamıyorum galiba çok belli ediyorum yaşadıklarımı, acılarımı! Kötü bir oyuncuyum işte ne yapım !

 

Bitirirken yine sevdamın sözleri ile bitirmek istiyorum “ Yaşam işte böyle bir şey “ …

 

 

 

Drunen

 

15 Ekim 2021

 

Kamil Kopuz

 

 

Devamını Oku