Kamil Kopuz

Kamil Kopuz

17 Ocak 2022 Pazartesi

SADE YAŞAMIN HUZURU

SADE YAŞAMIN HUZURU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evrende bizden başka canlılar var mı? Başka gezegenlerden bir kanıt gelmediği için dünyamızın “Evrende canlı yaşamın olduğu tek gezegen “ olduğunu kabul etmemiz gerekiyor..

Dünyamızda ki bütün canlılar farklı yaratılmışlardır. Bitkiler, hayvanlar ve biz insanlar……..

Farklılıklar biz insanların en büyük zenginliğidir. Yaşamımızın anlamının ne olduğunu bize anlatır ve yaşamdan tad almamızı sağlar .. O kadar mükemmel bir yaşam ortamında yaşıyoruz ve vücudumuz da ki sistemler olağanüstü bir çalışmanın ürünü olarak bu ortamda bizlere sunulmuştur.. Yaşama ortamımızın olmazsa olmazı güneş, ay, su toprak ve hava ile bütünleştirilimiş olarak bizlere sunulmuştur.

Bütün bunlara karşın insanoğlu denilen canlılar vahşice bir anlayışla doğayı, yaşam alanlarını, canlıları, suyu, toprağı, havayı kirletmek için büyük mücadele vermiştir ve vermektedir ve gezegenimizi yaşanmaz hale getirmektedir..

Bir yandan çok yenilen yemekten “obezite “ hastalığı ile yaşamını yitirenler diğer yandan açlıktan yaşamını yitirenler…

Korkuç bir dengesizlik..!

O kadar doymaz midelere sahip olanlar yalnızca kendilerini düşünmekte, benden sonrası TUFAN olsa önemli değil, yeter ki ben her şeyin sahibi olayım, maddi gücüme maddi güç katayım, sofram her zaman zangin ürünlerle dolu olsun azını tüketeyim artanı çöpe atayım ne olacak anlayışı ile yarını yarınları, gelecek nesilleri asla düşünmeden iğrenç yaratıklar olarak anılmayı kabul ederek bir şekilde yaşamlarını sürdürmek için var güçleri ile ezerek, yıkarak, yakarak, katlederek, kirleterek dünyamızı yaşanmaz hale getirmektedirler..

Hiç düşünmezler onlar!

Onlarda merhamet, paylaşım, acıma duyguları yoktur..

Onlar sadece canlılara huzursuzluk vermek için inşa edilmiş yaratıklardır..

Ama doğa da yaşayan canlılar kendileri için yaşamazlar mutlaka birbirlerine ve biz insanlara yararları vardır.. Ürettikleri hep başkaları içindir, var olan nesiller ve gelecek nesiller için üretirler.. Kendilerinin karınları doyduğu zaman asla saldırmazlar, avlanmazlar, tüketmezlez ve tükettikleri karınları doyuncaya kadardır.

Şimdi soruyorum?

Gezegenimiz dünyayı bu hale getirenlere hitabimiz nasıl olmalı?

Yanıtım “ Bir anlık tatmin olurlar ama evrenin sonsuzluğunda cehennemi yaşaycakları kesindir “!

Mütevazi ve sade bir yaşamı ve olanla yetinmeyi seçtiğimizde huzura kavuşmak varken, neden bu doyumsuzluk?

Neden bu kadar iğrençlik…?

Gerçek huzuru bulmuş bir gönül dostumdan ALINTI

“ Kendimden yukarıdakilere hiç bir zaman özenerek bakmadım, ama kendimden aşağıdakilere baktım ve elimden gelen bir şey olduğunda elimi uzattım yardım etmeye çalıştım “ .. İşte gerçek insan olmanın yolu bu kadar kolay.. Kolayı varken neden zorlaştırıyorlar?

Albert Einstein den ; “ Mütevazi bir yaşam şuursuzca başarı peşinde koşulan bir huzursuz yaşama göre daha fazla mutluluk verir “…!

Mütevazi yaşam insana huzur verir, insanı değerli kılar ve evrenin sonsuzluğuna huzurlu bir şekilde yaşamay onay verir…

Son olarak; “Düşünceleriniz, duygularınız ve davranışlarınız ölüm sonrasında da yaşayacağınız hayatı belirleyen en büyük etkenlerdir “ !

Dostça sevgilerle….

Kamil KOPUZ

 

 

Devamını Oku

ACILARIN DAMLALARI

ACILARIN DAMLALARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşamımız hep süprizlerle doludur; Evren de bize sunulan dünya ve bu dünyada ki bütün canlılarla birlikte ortak yaşamımız bize her an acı, tatlı süprizler sunar.. Gün gelir mutlu haberler alır, gün gelir acı haberlerle sarsılırız ve göz yaşlarımızı damlalar halinde akitiriz çünkü o göz damlaları bize akıtmak için verilmiştir.. Mutlu haberlerde  de yüreğimiz atar dudaklarımızda gülücükler oluşur, hatta kahkahalar atarız..

Her zaman yanında olan dostları ile bazen acılara, bazen sevinçlere yürür insan ve bazen elinde bir kırmızı bir karanfil ile bazen de gözlerinde yaşlarla… DOSTLUK “ne güzel bir kazanç” !.. DOSTLAR uzaklarda olsa bile varlıkları insana en büyük gücü verir ve teslim olmaz acılara.. Ve bir başka anlam kazanır mutluluklar, sevinçler!..

Çocuklarınla paylaşamadığın üzüntülerini DOSTLARLA  çekinmeden paylaşır ve akitirsin göz yaşlarını çekinmeden damla damla…..

Ve kaybettiklerin!

Sevdaların!

Yakınların!

Arkadaşların!

Dostların!

Onlara kalbinde açtığın çok özel odacıklarda saklarsın sonsuza dek ve bilirsin ki bir gün EVRENİN bir yerinde yeniden kavuşacağini, yeniden bir yaşamın başlayacağını ve özlemin biteceğini…

VE SEVDAN

Bir gün sana veda ettiğinde ki anı şok içinde geçen bir zaman sonrası yeniden özlemle, hasretle sevdayla , göz yaşlarınla yaşamaya baslarsın sevdanla yaşadıklarını …Bu film hiç bitmez ! Ta ki ona kavuşacağın ana kadar…. Ha bu süre zarfında yaşamında olacak bütün değişmeler, bütün yaşanılacaklar kalbinde ki o ayrıcalıklı odasında olan sevdan ile beraber var olur ve onun alnında ki veda öpücüğün hep kalır orada..

Evrende  hiç bir şeyin kaybolmadığına inanırım, sadece bulunduğun ve yaşadığın yer ve zaman değişir o kadar! Çünkü evrende her şey büyük bir hızla hep değişiyor ve zaman sonsuz olduğu için bizlerde  sadece yer ve zaman değişimi ile beraber başka yerlere savruluyoruz. Başka dünyalara başka evrenlere ve başka yaşanılacak yerlere ama sevdalarımızla beraber..

Dünya yaşamımıza da her yıl dört mevsimiz yaşarız ama mevsimler hep aynı değildir değişirler bir yıl çok sıcak, bir yıl çok soğuk bazen ilik, bazen ilikten öte..Bazen sevdiklerimizi kaybettiğimiz mevsimler, bazen yeni yaşamımıza kattığımız  SEVDAMIZLA yaşadiğimiz mevsimler ve bazen de kucağımıza aldığımız çocuklarımız ve torunlarımızın mevsimleri..

Ne güzel demiş Henry Beecher ;

“ Sevgi dünyadaki yaşamın aktığı nehirdir “ !..

Kimse sorsan seviyor da önemli olan “ yakışıklı “ sevmek !

Sevgiyle kalın dostlar…

Kamil KOPUZ

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

YAKIŞIKLI

YAKIŞIKLI
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Toplumlarda genellikle erkekler için kullanılan bir sıfat olarak kabul edilirse de bu sıfatı gündelik yaşamımızla kadın erkek olarak birlikte bütün yaşamımızda kullanabilirsek gerçek anlamda insan oluruz düşüncesi ile “yakışıklı “ kelimesini irdelemeye çalışacağım.

Geçen ay çok değerli bir dostum Psikolog Dr. Hüseyin Kayapınar’ı ziyaret etmek için Amsterdam’a gittim .. Hoş sohbetimizin bir yerinde akademisyen amcasının yaşamında çok kullandığı “ yakışıklı “ kelimesinden bahsederek sevgili amcam “ insanın yaşamında yaptığı bütün işlerin insana yakışır bir biçimde olması için bu kelimeyi unutmadan her işinde “ yakışıklı “ olması gerektiğini sürekli bizlere öğütlerdi “ dedi..

Ne güzel insanlar ki yaşamlarında ki bütün eylemlerinde “yakışıklı “ olabilseler dimi?..

Yaşamımıza değişik meslek gruplarında bir çok insan tanırız; terzi, marangoz, demirci, boyacı, siyasetçi, yazar, gazeteci, doktor, avukat, polis, öğretmen, asker, yargıç, inşaat ustası, mimar, mühendis, toplum bilimci, ilahiyatçi, garson, iş adamı, aşçi, yönetici, futbolcu, hakem ve son yıllarda ise bileşimci, yazılımcı, sunucu, sanatçi, oyuncu, müzisyen……….. devam eder gider.. Bu insanlar yaşamımız da yer alırlar hemen hemen hepsi ile mutlaka bir bağlantımız vardır..

Ve bir çok meslek grubunda ki insanlar mesleklerine başlamadan önce “meslek andı “ okuyarak diplomalarını alırlar ve meslek yaşamlarına başlarken and içerler ve bu dünyanın her ülkesinde vardır ve andlarında geçen kelimeler birbirine çok benzerlikler gösterir..

“ Mesleklerini icra ederken insanlara karşı tarafsız ve eşit davranacaklarına, ülkelerinin ulusal değerlerini koruyacaklarına, yasalara saygılı olacaklarına, yasalara, ahlâka meslek onuruna ve kurallarına uygun davranacaklarına, kendilerini insanların hizmetine adayacaklarına, insanların yaşamlarına saygı göstereceklerine, mesleki sırlarını saklayacaklarına, din, milliyet, cinsiyet, cinsel tercih, ırk ve siyasi görüş farklılıklarının görevleri ile vicdanları arasına girmesine izin vermeyeceklerine, bütün görüş ve düşüncelere açık olacaklarına, eleştirilere ve görüşlere her zaman saygılı olacaklarına namusları ve onurları üzerine söz vererek and içerler “..!

Bu sözleri tam anlamı ile yerine getirenler “ yakışıklı “ insanlardır. Ya yerine getirmeyenler onlarda çırkın insanlar olarak yâd edileceklerdir..

Bütün bunların bilinci içinde mesleklerine yeni başlayan, yeni görevler üstlenenler, makamlara gelenler, seçilenler, seçenler, yönetenler, emanet edilenler , yaptığınız her iş, söylediğiniz her söz, attığınız her imza “yakışıklı“ olsun… Sizden sonra geriye kalplerde güzellikler ve sevgi kalsın…

“ Yenilen KUL HAKKINI ne Mekke ne de Tekke temizler “ ( ALINTI ) bilinci içinde mesleklerine yeni başlayan, yeni görevler üstlenenler, makamlara gelenler, seçilenler, seçenler, yönetenler, emanet edilenler , yaptığınız her iş, söylediğiniz her söz, attığınız her imza “ yakışıklı “ olsun…Sizden sonra geriye kalplerde güzellikler ve sevgi kalsın…

Cumhuriyetimizin kurucusu Ölümsüz Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk; ulusumuz için attığı her imza, öngördüğü her düşüncesi ile Türk Ulusunun kalbinde “ yakışıklı “ olarak yer almıştır.. O asla yalan konuşmamış, Anadolu Topraklarında yaşayan bütün insanları ayrım yapmadan kucaklamış, ulusunun onurunu her vesile ile sonsuza dek korumak amacıyla da “ ‘Benim naciz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payıdar kalacaktır” sözü ile yakışıklı imzasını atmıştır.

“ Ne tuhaftır. İnsanlardan başka bütün hayvanlarda erkek dişiden yakışıklı”. Nazım Hikmet Ran

Ve

“ Yakışıklı olmak bir meziyet değil:Akıl,zeka,duygulu olmak sevdirir insanı”. Dostoyevski

Son olarak değerli bir akademisyene mesleğinin en üst seviyesi olan göreve getirmek istediklerinde “ben yalan konuşmam” diyerek kal etmediğinde ne kadar “ yakışıklı “ bir davranış sergilemiş değil mi? ( bu değerli akademisyenin ismi bende saklı )

Sevgili dostlar yaşamınız “ yakışıklı ” olsun!..
Kamil Kopuz

Kkopuz53@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

SONSUZLUĞA YOLCULUK HAZIRLIĞI

SONSUZLUĞA YOLCULUK HAZIRLIĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sonsuzluk yolculuğuna çıkanlara yakılmış ve adeta onlara mesaj veren iki halk türkümüz  “ Uzun ince bir yoldayım “ ve “ Yemen türküsü “  en çok sevdiği iki türküydü sevdamın, adeta dilinden düşürmezdi bu iki güzel halk türkümüz.. Bu türkülerimizde en çok sevdiği mısralar ;

 

Uzun ince bir yoldayım

 

Gidiyorum gündüz gece

 

Bilmiyorum ne haldeyim

 

Gidiyorum gündüz gece ( Aşık Veysel )

 

VE

 

Havada bulut yok bu ne dumandır

 

Mahlede ölü yok bu ne figandır

 

Şu yemen elleri ne de yamandır ( anonim )

 

Aslında sonsuzluk yolculuğuna çıkanlar kendilerinden sonra dünyaya gözlerini açanlara “yer açmaktadırlar “ işte bu yolculuğa çıkanların  insanlığa yaptıkları son görevdir diye düşünüyorum, gün gelecek hepimizi bu görevimizi yerine getireceğiz tabii ki arkamızda hoş bir seda bırakarak bu yolculuğa huzurla çıkabilenlerden olabilirsek.. Aslında hiç de zor değil bunu başarmak, sadece sevgi dolu bir kalbe, paylaşma ve yardımsever ve de paylaşmayi düşünebilecek bir vicdana sahip olabilmek…

 

Hastalığı boyunca rolünü çok iyi oynayan ve hâlâ oynamaya devam eden usta bir tiyatro sanatçısı sevdam.. Her şeyin çok iyi farkında ama kadın ve anne olarak ailesini sevgi çemberi ile kuşatarak korumak görevini son nefesine kadar sürdürme inadından asla vazgeçmedi bu da biraz karadenizliliğinden olsa gerek galiba… Karadeniz insanına hirçinliği, inadı, mücadele gücünü denizi ve doğasi ile veriyor zaten.. Geçenlerde sevgili arkadaşlarımdan biri bana “ kadınlar demir biz erkekler çeliğe benzeriz “ demişti….

 

Sonsuzluk yolculuğunda  her zaman var olan EVREN’nin bir yerinde sevenler mutlaka buluşacaklardır diye inananlardanım.. Aslında EVREN’de hiç bir şey yok olmuyor sürekli değişim var,  yer ve mekanlar değişiyor o kadar ve yaşam devam ediyor diye düşünüyorum..

 

Evrende hiç bir şeyin sonu yoktur, her şey bir sistem içinde varoluyor ve yeniden doğuyor ….

 

Bu süre zarfında ben bunları düşünerek sevdamla hep beraber olmaya çalışıyorum ayakkabılarımı giyip kendimi bazen dışarı atıyor, gezdiğimiz yerlerde dolaşıyor, kahve içtiğimiz kafelerde kahve içiyor, yemek yediğimiz yerlerde yemek yemeye, gezdiğimiz sokaklarda yürümeye ve girdiğimiz mağazalara girerek alışveriş yapmış görünmeye çalışiyorum ve hâlâ aynı yerlerde dolaşarak bir nebze içimde biriken acıları atmaya çalışır gibi yapmaya çalışıyorum ama sevdam kadar rol yapamıyorum galiba çok belli ediyorum yaşadıklarımı, acılarımı! Kötü bir oyuncuyum işte ne yapım !

 

Bitirirken yine sevdamın sözleri ile bitirmek istiyorum “ Yaşam işte böyle bir şey “ …

 

 

 

Drunen

 

15 Ekim 2021

 

Kamil Kopuz

 

 

Devamını Oku

YAŞAM İŞTE BÖYLE BİR ŞEY

YAŞAM İŞTE BÖYLE BİR ŞEY
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her sabah beraber kahvaltı ettiğiniz, bir güzel gülümsemeyle “günaydın “ dediğiniz yaşam arkadaşınız, yoldaşınız, dert ortağınız, beraberce güzel anıları inşa ettiğiniz, size evlatlar veren, şefkatını esirgemeyen, altın kalbi ile her zaman yanınızda duran, teselli eden, güldüren, arada bir fırçalayan ama elinizi hiç bırakmayan, mutfakta ki sanatı ile size dünyanın en güzel yemeklerini hazırlayan, sırtını asla size dönmeyen, merhameti ile kucaklayan, neşeniz, canınıza can katan, yaşamınızın her alanında olmak isteyen, bazen güldüren, bazen kızdıran, yaşamınıza detaylı bir yol çizen kadınınızla beraber olmadığınızı, kahvaltı masasında ve akşam yemeğinde karşınızda olmadığı zaman yaşamınızın ne kadar zor olduğunu düşündünüz mü ?

Bir gün O’nu ambülansla evinizden alıyorlar ve mavi ışıklı sirenlerin eşliğinde götürüyorlar……..

Beyninizin derinliklerinde  “ acaba bu bir veda mı  “ , yoksa  “ kısa bir süreliğine ayrılık mı “ diye deli sorularla doluyor bir an …

Beyninizde ki deli sorularla gözlerinizde akan yaşlarla  ambülansın arkasından O’nu götürdükleri hastanenin yolunu tutuyorsunuz ve yol gittikçe uzuyor, uzuyor……….

Doktorun yüzüne umutla bakıyorsunuz ve doktorun ağzından  dökülen kelimler sizin beyninizin derinliklerinde çekiç ile çakılıyor..

Size en kötü senaryo ile anlatmaya başlıyor ve siz şok içinde dinliyorsunuz, umutsuz olduğunu kelimeleri ile size ifade ederken siz yine de umutsuz olmamaya çalışıyorsunuz ve gözlerinizin pınarlarından dökülen yaşlarla karşılık vermeye çalışıyorsunuz fakat beyhude diliniz konuşmanıza izin vermiyor…

Ameliyata alıyorlar saatler uzadıkça uzuyor…

“ Geçmiş olsun ameliyat başarılı geçti, tümörün yüzde 98 ‘ini aldık yaşam tehlikesi devam ediyor ilk 24 saat çok önemli, eğer bir komplikasyon olmazsa yaşama tutunacak “ sözlerini duyuyorsunuz …

Ve yoğun bakımda yaşama tutunmak için yeni bir savaşla başbaşa bırakılıyor … Siz sadece uzaktan seyrediyorsunuz…… “ Yaşam işte böyle bir şey “ ….

Bir gün sonra yanına gidiyorsunuz, kabloların içinde gözleri kapalı sadece nefes alış verişini ve monitör deki rakamları izliyorsunuz….

İkinci günden sonra yorgun gözlerle size anlamsız bakışları ile bakan bir çift göz ve halsiz elini tuttuğunuzda elinizi sıkacak gücü olmayan yaşam arkadaşınız ve siz O ‘na bakarken sakladığınız göz yaşlarınız…

“ Yaşam işte böyle bir şey “ ..

Ameliyat sonrası yaşam arkadaşınız, yoldaşınız, sevginiz, dert ortağınız, neşeniz, hüznünüzün size söylediği ilk söz “ Yaşam işte böyle bir şey “ !

Ne kadar anlamlar ifade ediyor değil mi?

Bu sözün üzerinde kaç tane hikaye, roman yazılır?

Artık beni zor uzun meşaketli bir yol bekliyor.. Yolum uzun zor ama O’nu kaybetmediğim sürece aslında  çok kolay geçireceğim güzel günler olacak diye düşünüyorsunuz hatta beyninizin bir köşesinde ki oda da hapsediyorsunuz bu düşüncelerinizi………

“ Gezdiğimiz yerlerde, rüzgarlar esmiyor, kuşlar ötmüyor,

Açın bakın kalbimde ne fırtınalar kopuyor “ …………….

Asla umutsuz değilim………..

Umuda yolculuğumuz yine beraberce olacak sevdam…

“ Yaşam işte böyle bir şey “  bu sözün yaşadığım sürece beynimde ki sevdanın yüklü olduğu oda da hep duracaktır söz veriyorum …..

Acılar, üzüntüler, sevinçler…………

Yaşam devam ediyor……..

En büyük tesellim, umudum dik duruşunla hâlâ bize o yattığın yerden moral aşılaman…

Seni çok seviyorum SEVDAM..

 

===============================

“ Akşamın olduğu yerde bekle diyorsunuz gelmiyorsun,

Çünkü seni çok sevdiğimi biliyorsun gelmiyorsun “ … !

Bu şarkıyı kim bilir benim gibi kaç kişinin dilinden dökülmüştür..!

 

Kamil KOPUZ”

20 Eylül 2021

Drunen – Hollanda

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku