Kamil Kopuz

Kamil Kopuz

21 Eylül 2021 Salı

YAŞAM İŞTE BÖYLE BİR ŞEY

YAŞAM İŞTE BÖYLE BİR ŞEY
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her sabah beraber kahvaltı ettiğiniz, bir güzel gülümsemeyle “günaydın “ dediğiniz yaşam arkadaşınız, yoldaşınız, dert ortağınız, beraberce güzel anıları inşa ettiğiniz, size evlatlar veren, şefkatını esirgemeyen, altın kalbi ile her zaman yanınızda duran, teselli eden, güldüren, arada bir fırçalayan ama elinizi hiç bırakmayan, mutfakta ki sanatı ile size dünyanın en güzel yemeklerini hazırlayan, sırtını asla size dönmeyen, merhameti ile kucaklayan, neşeniz, canınıza can katan, yaşamınızın her alanında olmak isteyen, bazen güldüren, bazen kızdıran, yaşamınıza detaylı bir yol çizen kadınınızla beraber olmadığınızı, kahvaltı masasında ve akşam yemeğinde karşınızda olmadığı zaman yaşamınızın ne kadar zor olduğunu düşündünüz mü ?

Bir gün O’nu ambülansla evinizden alıyorlar ve mavi ışıklı sirenlerin eşliğinde götürüyorlar……..

Beyninizin derinliklerinde  “ acaba bu bir veda mı  “ , yoksa  “ kısa bir süreliğine ayrılık mı “ diye deli sorularla doluyor bir an …

Beyninizde ki deli sorularla gözlerinizde akan yaşlarla  ambülansın arkasından O’nu götürdükleri hastanenin yolunu tutuyorsunuz ve yol gittikçe uzuyor, uzuyor……….

Doktorun yüzüne umutla bakıyorsunuz ve doktorun ağzından  dökülen kelimler sizin beyninizin derinliklerinde çekiç ile çakılıyor..

Size en kötü senaryo ile anlatmaya başlıyor ve siz şok içinde dinliyorsunuz, umutsuz olduğunu kelimeleri ile size ifade ederken siz yine de umutsuz olmamaya çalışıyorsunuz ve gözlerinizin pınarlarından dökülen yaşlarla karşılık vermeye çalışıyorsunuz fakat beyhude diliniz konuşmanıza izin vermiyor…

Ameliyata alıyorlar saatler uzadıkça uzuyor…

“ Geçmiş olsun ameliyat başarılı geçti, tümörün yüzde 98 ‘ini aldık yaşam tehlikesi devam ediyor ilk 24 saat çok önemli, eğer bir komplikasyon olmazsa yaşama tutunacak “ sözlerini duyuyorsunuz …

Ve yoğun bakımda yaşama tutunmak için yeni bir savaşla başbaşa bırakılıyor … Siz sadece uzaktan seyrediyorsunuz…… “ Yaşam işte böyle bir şey “ ….

Bir gün sonra yanına gidiyorsunuz, kabloların içinde gözleri kapalı sadece nefes alış verişini ve monitör deki rakamları izliyorsunuz….

İkinci günden sonra yorgun gözlerle size anlamsız bakışları ile bakan bir çift göz ve halsiz elini tuttuğunuzda elinizi sıkacak gücü olmayan yaşam arkadaşınız ve siz O ‘na bakarken sakladığınız göz yaşlarınız…

“ Yaşam işte böyle bir şey “ ..

Ameliyat sonrası yaşam arkadaşınız, yoldaşınız, sevginiz, dert ortağınız, neşeniz, hüznünüzün size söylediği ilk söz “ Yaşam işte böyle bir şey “ !

Ne kadar anlamlar ifade ediyor değil mi?

Bu sözün üzerinde kaç tane hikaye, roman yazılır?

Artık beni zor uzun meşaketli bir yol bekliyor.. Yolum uzun zor ama O’nu kaybetmediğim sürece aslında  çok kolay geçireceğim güzel günler olacak diye düşünüyorsunuz hatta beyninizin bir köşesinde ki oda da hapsediyorsunuz bu düşüncelerinizi………

“ Gezdiğimiz yerlerde, rüzgarlar esmiyor, kuşlar ötmüyor,

Açın bakın kalbimde ne fırtınalar kopuyor “ …………….

Asla umutsuz değilim………..

Umuda yolculuğumuz yine beraberce olacak sevdam…

“ Yaşam işte böyle bir şey “  bu sözün yaşadığım sürece beynimde ki sevdanın yüklü olduğu oda da hep duracaktır söz veriyorum …..

Acılar, üzüntüler, sevinçler…………

Yaşam devam ediyor……..

En büyük tesellim, umudum dik duruşunla hâlâ bize o yattığın yerden moral aşılaman…

Seni çok seviyorum SEVDAM..

 

===============================

“ Akşamın olduğu yerde bekle diyorsunuz gelmiyorsun,

Çünkü seni çok sevdiğimi biliyorsun gelmiyorsun “ … !

Bu şarkıyı kim bilir benim gibi kaç kişinin dilinden dökülmüştür..!

 

Kamil KOPUZ”

20 Eylül 2021

Drunen – Hollanda

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

İZ BIRAKMAK!

İZ BIRAKMAK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşam ışık hızında akıyor, doğum ile ölüm arasında ki zaman uykularımızda ki rüyalarımız kadar kısa ve biz çok şeylerin peşinde koşarken bugün yanımızda olanların yarın yanımızda olmadığını bile farkedemiyoruz. Yaşamımızı sürdürmek için çok çalışırken, uğraşlar verirken, ışık hızında akan zamanımızı çok iyi değerlendirmek bilinci içinde olmalıyız.

Kendimizi şimartmalı, dostlar ve arkadaşlıklar edinmeli, insanlara yardım etmeli, çok okumalı, yazmalı, bir hobimiz olmalı örneğin ve o hobimizle bir şeyler yaratmalıyız..  Gülmeyi asla unutmamalı, hediyeleşmeli, içimizde ki yeteneği ortaya çıkartmalıyız. İnsan olarak hepimizin bir yeteneği mutlaka vardır ve biz o yeteneğimizi ortaya çıkartmalıyız ki yaşamımızda “ İZ BIRAKALIM “ ..

Aslında yaşamımızda geriye İZ bırakmak çok da zor olmasa gerek, müzikle, sanatla, yazımla, sporla uğraşarak, toplum içinde ki hal ve hareketleri ile, ailesi içinde yardımları ile, gülen yüzü ile, harika bir karakteri ile insan geriye İZ bırakabilir..

Paylaşmayı sevebilmeli insan, karşılıksız dostluklar arkadaşlıklar kurabilmeli, yüz yüze tanışmadan yapabilmeli bunları.. Ne bileyim bir sevinci, üzüntüyü paylaşabilmeli, bir arkadaşının kaybettiği zaman üzüntüsünü, bir arkadaşının mutlululuğunu paylaşabilmeli…

Bir tatilde yemek yerken yan masada ki insanlarla tanışabilmeli kısa zaman da olsa tatilinin keyfini çıkartmalı o yan masada oturan insanlarla bir iki tek kadeh tokuşturmalı ve o tatil anlarına İZ BIRAKMALI insan..

Bir grup ile kısa bir gezide güzel anlar yaşarken İZ BIRAKMALI grupta ki diğer insanlar üzerine…….

Uzak cögrafyalarda yaşarsak bile uzakları yakınlaştlıracak duygusal bağlar kurabilmeli, acıları sevinçleri hüzünleri paylaşabilmeli ve İZ BIRAKACAK konuşmalar, yazılar yazabilmeli insan.. Çok mu zor? HAYIR!!

Işık hızında akan yaşamımızda unutulmamak için İZ BIRAKMALIYIZ, yoksa çabuk unutulanlar arasında yerimizi alırız..

Kurşun kalem gibiyiz, her fırsatta izimizi bırakabiliriz. Yaşamda var oluş nedenimiz budur, izimizi bırakmak. Belki küçük bir yolda, belki birlikte olduğumuz insanlarda, belki yetiştirdiğimiz insanlarda, ama kesinlikle arkamızda iz bırakmaya çabalamalıyız. -Cengiz Erşahin-

Son olarak;

 “ Korkma giderken “b”yi alıyorum, gerisini sana bırakıyorum.

Ne de olsa sen bitirdin bizi.

Öyleyse sende kalmalı “İZİ”..

Nazım Hikmet RAN

 

Kamil KOPUZ

Kkopuz53@gmail,com

 

 

Devamını Oku

TOPLUMSAL DEĞERLER

TOPLUMSAL DEĞERLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanların sosyal olarak yaşadığı toplumlarda bireysel ve samimi olarak yürekten bağlı oldukları  ortak duygular, düşünceler, kurallar, yasalar ve  uygulamalara toplumsal değerler denir. Toplumdan topluma değişebilirlik gösteren ancak temel olarak birbirine benzerlikler gösteren davranışlar ve huylardır.

Toplumsal değerlerin başında “ahlâk“ gelir ahlâklı olmak hem kişisel hemde toplumsal açıdan çok önemli ve değerlidir.

Birey açısından bakıldığında; insanı kötü davranış ve düşünceden alıkoyar ve güzel olan şeyleri yapmakla da insana “iç huzur” vermesi açısından değerli olup “ahlâk”lı kişiler başkaları tarafından saygı gösterilen, sevilen, değer verilen, nezaket gösterilen insanlar olurlar ve bu onları sağlıklı ve mutlu yapar.

Toplumsal açıdan baktığımızda ise; insanların “ ahlâklı “ olmasıyla toplum daha huzurlu, daha güvenilir ve daha özgürce yaşanabilir hale gelir. İnsanlar birbirlerinin haklarına saygı duyar, sevinci ve hüzünü birlikte paylaşır, yaşadıkları ülkenin doğal zenginliklerini, ekonomik zenginliklerini ortak paylaşarak toplumsal “HUZUR”a kavuşurlar..

Toplumun egemen değerleri “ bağımsızlık, düşüncelere saygı, yasalar karşısında eşitlik, güvenlik, bireyleri yaşatmak, eğitmek ve sağlık alanında en üst seviyede hizmet vermek”gibi tüm toplumun öncelikleri olan bu değlerler toplumca benimsenmiş ve korunarak gelecek nesillere aktarılan sürdürülebilir değerlerdir.

Bütün bunlar insanın yaşadığı toplumlarda kendisine bireysel kimlik kazandırır, toplum içinde ki rollerini seçmede yardımcı olur, düşünme ve davranış kalıplarını belirler, toplumsal dayanışmayı artırır ve güçlendirir.

Ne güzel demiş Farabi ;” Toplum sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla ayakta kalır “…

VE

“ Hiç bir uyuşturucu, hatta alkol bile, toplumsal hastalıkların ana sebebi değildir. Eğer sorunlarımızın asıl kaynağını arıyorsak, insanlara uyuşturucu testi yapmak yerine; aptallık, cahillik, açgözlülük ve güç hayranlığı testi uygulamalıyız. ( Patrick Jake O’Rourke )

Kamil KOPUZ

Kkopuz53@gmail.com

 

 

 

 

Devamını Oku

TAM BAĞIMSIZLIK

TAM BAĞIMSIZLIK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Devleti’nin bağımsızlığı kutsaldır.
O sonsuza kadar güvenlikte olmalı ve korunmalıdır.
M.K. Atatürk
Tam bağımsızlık kavramı Atatürk ile milletimizin benliğine aşılanmaya başlamıştır. Emperyalizme ( 7düvele ) karşı milletimizin Kuvay-i Milliye ruhu ile verdiği “ Kurtuluş Savaşı ) sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefefinde işlenen “ laiklik, devrimcilik, cumhuriyetcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, bilim, ahlâk, ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık “ ilkeleri milletimizin olmazsa olmazları olarak kabül edilmiştir ve asla bu ilkelerden vazgeçmek düşünülmemiş, milletimizin ekonomik, siyasal, hukusal alanlarda gelişmesi için çok büyük çalışmalar yapılarak Türk devleti’nin uluslararası saygınlığa kavuşması sağlanmıştır.
Bağımsızlık ailelerin çocuklarını hayata hazırlamaları sürecinde “ tutumlarını, girişimlerini, davranışlarını herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilmelerini, özgür, özerk, hür ve ekonomik özgürlüklerini kazanmaları gerektiğini öğretmeleri ve çocuklarına verecekleri güzel ahlâk, sorumluluklarını yerine getirmede uygulayackları ilkeleri, sosyal yaşamlarında her zaman nezaket, zerafet, edep, sosyal sorumluluk anlayışı aşılanmalıdır. Bu anlayışla büyütülen çocuklar özgür ve bağımsız olacakları için iş yaşamlarında yalan bilmezler, yolsuzluk yapmazlar, kendilerine verilen görev alanları içinde liyakatlarına uygun görevlerini yaparlar, karşılarında ki insana tepeden bakmazlar ve onların kitabında ahlâksizlik, saygısızlık yoktur toplum içinde hadlerini bilerek yaşamaya çalışırlar ve kimsenin hakkına, hukukuna tenezzül etmez onurlu bireyler olarak yaşamlarını sürdürürler..
Eğitimini tamamlayıp iş yaşamına atıldıklarında aileden aldıkları bilgileri ve eğitimleri ile devletin kurumlarında çalışmaya başladıkları zaman bu ilkeler doğrultusunda yöneticiler oldukları zaman başarı oranları çok çok yüksek olacaktır..
Bireylerden oluşan devlet kurumları da bu ilkeler doğrultusunda yönetildiklerinde halkın devletine, devletin de halkına güveni oluşur ve bu güven sayesinde ekonomik ve sosyal yaşamda bireyler sağlıklı ve mutlu yaşarlar.
Atatürk “Egemenlik kayıtsız şartşız milletindir “ sözü ile siyasetten, hukuka, adaletten, kültüre, ekonomiye velhasil her alanda tam bağımsızlık olmalıdır. Bir düşüncenin, bir yaşam tarzının, hatta bir inancın millete dayatılması asla kabul edilemez. Toplumu meydana getiren bireyler özgür olmalı, düşüncelerini açıkça beyan edebilmeli, sorgulayabilmeli, birilerinin etkisi ile yaşamlarını düzenlememelidirler..
Nasıl bireysel özgürlük sınırsız değilse, milletin de bağımsızlığı da sınırsız değildir. Devletler de bağımsızlıklarını başka devletlere milletlere zarar verecek şekilde kullanamaz..
Prof. Dr. Cihan DURA ne güzel özetlemiş;
“ Bir birey düşünün ki ihtiyaçlarını kendisi belirleyemez, başkası belirler. Neyi yiyeceğine, neyi giyeceğine, nerede barınacağına başka biri karar verir. Yapabildiği tek şey, kendisine dayatılan kararları uygulamaktan ibarettir. Sosyal ilişkileri, arkadaşlık kurması, evlenmesi, çoluk çocuk sahibi olması; başka birinin, örneğin efendisinin iznine bağlıdır. Nerede, hangi işte, nasıl çalışacağına da efendisi karar verir. Eğer bir insan bu koşullar altında yaşıyorsa, o insan “bağımsız” olmayan biridir, yani “özgür” değildir, olsa olsa bir köledir. Böyle bir insan aşağılanmaya, her türlü istismara ve haksızlığa açıktır. Kimseden saygı görmez; şereften, onurdan yoksundur.
İşte bağımsız olmayan bir millet de tıpkı bu insan gibidir: Özgür değildir, bir “köle-millet”tir! Kullanılır, sömürülür, aşağılanır “.
Sözlerimi Nazım Hikmet’in bu güzel şiiri ile bitiriyorum;
MMLEKETİMİ SEVİYORUM
Memleketimi seviyorum:
Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım.
Hiç bir şey gidermez iç sıkıntımı, memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.
Memleketim:
Bedrettin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları,
benim o kendi kendimden bile gizliyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir..
Saygılarımla
Kamil KOPUZ

Drunen

Devamını Oku